<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süper Buldum &#187; Güzel</title>
	<atom:link href="http://www.superbuldum.com/tag/guzel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.superbuldum.com</link>
	<description>SB Teknoloji Deyimler Özlü Sözler Blogu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Jun 2010 19:40:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.3</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aşıklara güzel duvar yazıları</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/asiklara-guzel-duvar-yazilari.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/asiklara-guzel-duvar-yazilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 19:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süper Buldum]]></category>
		<category><![CDATA[Aşıklara]]></category>
		<category><![CDATA[duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=2085</guid>
		<description><![CDATA[Aşıklara güzel duvar yazıları
Atom silahlarına evet de, komik çocukların olsun
Aşkım, aşkımıza NOKTA koyma, sana istedigim kadar VİRGÜL vereyim.
Aşk salakların yüzdügü bir havuzdur ama beni ittiler.
Size DOYUM olmaz. Ben bir ÇORBA içeyim.
Sınava kopyasız girmek, savaşa silahsız girmek gibidir.
Allah yürü ya kulum dedi. Bende arabamı sattım.
Karım öyle hamarat ki, çok iyi kafa ütüler.
Allah kadını yarattı,erkek Allah yarattı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşıklara güzel duvar yazıları</p>
<p>Atom silahlarına evet de, komik çocukların olsun<br />
Aşkım, aşkımıza NOKTA koyma, sana istedigim kadar VİRGÜL vereyim.<br />
Aşk salakların yüzdügü bir havuzdur ama beni ittiler.<br />
Size DOYUM olmaz. Ben bir ÇORBA içeyim.<br />
Sınava kopyasız girmek, savaşa silahsız girmek gibidir.<br />
Allah yürü ya kulum dedi. Bende arabamı sattım.<br />
Karım öyle hamarat ki, çok iyi kafa ütüler.<br />
Allah kadını yarattı,erkek Allah yarattı demedi.Aşk, elmayı yemekle başlar, ayvayı yemekle biter.<br />
Bütün kızlar çiçek olsun, arı olmazsam adiyim.<br />
Zamlar memurun stres topudur.<br />
Love: aşk, Lavuk: aşık</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/asiklara-guzel-duvar-yazilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galatasaray en güzel duvar yazıları</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/galatasaray-en-guzel-duvar-yazilari.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/galatasaray-en-guzel-duvar-yazilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 22:24:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süper Buldum]]></category>
		<category><![CDATA[duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=2083</guid>
		<description><![CDATA[Galatasaray en güzel duvar yazıları
zülme son gülen sen olacaksın. Çünkü hep gec anlıyorsun.
Çocuk yap aklını oynat.
Evlilik hıyardır. Acak evlenince anlarsın.
En iyi patron ZAM yapandır.
Hayat bir don gibidir, kısa ve pislenmiş.
Tecrübe hayatta yenilen kazıkların bileşkesidir.
Atom silahlarına evet de, komik çocukların olsun
Aşkım, aşkımıza NOKTA koyma, sana istedigim kadar VİRGÜL vereyim.
Aşk salakların yüzdügü bir havuzdur ama beni ittiler.
Size [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray en güzel duvar yazıları</p>
<p>zülme son gülen sen olacaksın. Çünkü hep gec anlıyorsun.<br />
Çocuk yap aklını oynat.<br />
Evlilik hıyardır. Acak evlenince anlarsın.<br />
En iyi patron ZAM yapandır.<br />
Hayat bir don gibidir, kısa ve pislenmiş.<br />
Tecrübe hayatta yenilen kazıkların bileşkesidir.<br />
Atom silahlarına evet de, komik çocukların olsun<br />
Aşkım, aşkımıza NOKTA koyma, sana istedigim kadar VİRGÜL vereyim.<br />
Aşk salakların yüzdügü bir havuzdur ama beni ittiler.<br />
Size DOYUM olmaz. Ben bir ÇORBA içeyim.<br />
Sınava kopyasız girmek, savaşa silahsız girmek gibidir.<br />
Allah yürü ya kulum dedi. Bende arabamı sattım.<br />
Karım öyle hamarat ki, çok iyi kafa ütüler.<br />
Allah kadını yarattı,erkek Allah yarattı demedi.Aşk, elmayı yemekle başlar, ayvayı yemekle biter.<br />
Bütün kızlar çiçek olsun, arı olmazsam adiyim.<br />
Zamlar memurun stres topudur.<br />
Love: aşk, Lavuk: aşık<br />
KUMARI bırakacağıma BAHSE girerim.<br />
Bizi çekemediler, halat koptu cınım.<br />
Koş Ali koş. Baban karneni gördü.<br />
Bebeğe araba çarpmış fakat ölmemiş, neden? Çünki bebeğin bezi BARİYERLİymiş.<br />
Ey dağları taşları yaratan rabbim. Herşeye bir güzellik ayrı bir tat, insanlara akıl, mantık,zeka dağıtırken bu yazıyı okuyan öküzü niye unuttun.<br />
Aşk bir sudur. İç iç kudur.<br />
SaçMALANMAZ taranır.<br />
Yangın dolabını açma yoksa YANG kızar.<br />
Bu erikSON, başka erik yok.<br />
İstediğinizi söyleyin emniyettesiniz dediler, söyledik, EMNİYET&#8217;teyiz&#8230;<br />
Egemenlik kaytsiz şartsız ve !.8 milletindir!<br />
Ayakkabının kalleşi ayağı arkadan vurur.<br />
Bekarlık canıma tak etti. Bende KIZ kulesini kaçırdım.<br />
Birgün adam gidiyormus, çukura düsmüs ölmüş. Çünkü adam körmüs.<br />
Alkol yavaş yavaş öldürür. cevap: Kimin acelesi var?<br />
İçmek problemlerini çözmese de, sana bir sürü yeni ve ilginç problem yaratir. Yeni yil iptal edildi. Çünkü eskisini buldular!..<br />
Maliyeden yeni bi vergi daha &#8221;duvar yazisi vergisi&#8221; Flaş&#8230;Flaş&#8230; Flaş&#8230; Fatih Terim GS&#8217;da. Cep telefonunu kapat! Monitörümde depreme sebeb oluyor.<br />
Hirsizlar, hortumcular! Nereden Buldun Yasasi ertendi, Yasasin!.<br />
Bu yazıyı FARKEDERSEN, FARKEDECEKSIN ki bu yazıyı FARKETMEN ya da FARKETMEMEN hiç FARKETMEZ. Sen en iyisi bu yazıyı hiç FARKETME.<br />
Aşk bir muz kabuğudur. Bastını AYAĞIN değil HAYATIN kayar..<br />
Şu araba benim olsun. 5 milyar borcum olsun. SATINCA ÖDERİM.<br />
Türküm, Doğruyum, Çalışkanım.Ben bu krizlere alışkınım.<br />
Bir hortumcu Türkiye&#8217;ye bedeldir.<br />
Vatandaş çok BONKÖR. Krizlerin faturasını o ödüyor çünkü..<br />
Artık her çocuk ZAMane çocuğu.<br />
KERİZİ çok olan yerin, KRİZİ erken olur.<br />
Ülkemdeki ZAMLAR, yağmur gibi DAMLAR.<br />
Ekonomi kilitlendi. RESET&#8217;leyelim lütfen.<br />
Zamlaya zamlaya kriz olur.<br />
Eskiden zamPARA&#8217;ydım. Kriz geldi zamSEFİL oldum.<br />
Türkiş şeytan üçgeni; Kriz, Develüasyon ve Zam.<br />
Bir Derviş, bir yokmuş. Bize yine masal anlatılıyor galiba.<br />
Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı. Şimdi aslanda aç.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/galatasaray-en-guzel-duvar-yazilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>güzel masaüstü arka plan resimleri</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/guzel-masaustu-arka-plan-resimleri.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/guzel-masaustu-arka-plan-resimleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 19:08:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[arka]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[masaüstü]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1830</guid>
		<description><![CDATA[





Bu resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Bu resmin orijinal boyutları 1024&#215;768.




]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img324.imageshack.us/img324/8206/ftyudfguyxab1.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><img src="http://img274.imageshack.us/img274/8883/ftyerwoy8.jpg" border="0" alt="" /></p>
<table id="ncode_imageresizer_warning_1" class="ncode_imageresizer_warning" border="0" width="736">
<tbody>
<tr>
<td class="td1" width="20"><img src="http://www.frmtr.com/images/statusicon/wol_error.gif" border="0" alt="" width="16" height="16" /></td>
<td class="td2">Bu resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Bu resmin orijinal boyutları 1024&#215;768.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_1" src="http://img274.imageshack.us/img274/7281/fgujhednn7.jpg" border="0" alt="" width="736" height="552" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/guzel-masaustu-arka-plan-resimleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>güzel masaüstü arka plan</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/guzel-masaustu-arka-plan.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/guzel-masaustu-arka-plan.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 19:06:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[arka]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[masaüstü]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1828</guid>
		<description><![CDATA[
 
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Windows 7 Characters Yükle" href="http://img178.imageshack.us/img178/521/img23n.jpg" target="_blank"><img title="Windows 7 Characters" src="http://img297.imageshack.us/img297/9241/200909088.png" alt="200909088 Windows 7 Masaüstü Arkaplan Resimleri" width="253" height="161" /></a></p>
<p><a title="Windows 7 Characters Yükle" href="http://img197.imageshack.us/img197/4830/img22z.jpg" target="_blank"><img title="Windows 7 Characters" src="http://img44.imageshack.us/img44/3121/200909085.png" alt="200909085 Windows 7 Masaüstü Arkaplan Resimleri" width="257" height="164" /></a> <a title="Windows 7 Characters Yükle" href="http://img201.imageshack.us/img201/311/img21.jpg" target="_blank"><img title="Windows 7 Characters" src="http://img41.imageshack.us/img41/9076/200909084.png" alt="200909084 Windows 7 Masaüstü Arkaplan Resimleri" width="250" height="161" /></a></p>
<p><a title="Windows 7 Characters Yükle" href="http://img41.imageshack.us/img41/9692/img20s.jpg" target="_blank"><img title="Windows 7 Characters" src="http://img297.imageshack.us/img297/8041/200909083.png" alt="200909083 Windows 7 Masaüstü Arkaplan Resimleri" width="254" height="163" /></a> <a title="Windows 7 Characters Yükle" href="http://img75.imageshack.us/img75/9614/img19.jpg" target="_blank"><img title="Windows 7 Characters" src="http://img4.imageshack.us/img4/5374/200909082.png" alt="200909082 Windows 7 Masaüstü Arkaplan Resimleri" width="253" height="164" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/guzel-masaustu-arka-plan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ingilizce güzel sözler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/ingilizce-guzel-sozler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/ingilizce-guzel-sozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 19:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzel Sözler Nickler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1713</guid>
		<description><![CDATA[Roses are red, apples are green, my face is funny but yours is a scream!
güller kırmızı,elmalar yeşil,benim yüzüm neşeli ama senin ki de neşeli (ne demekse)
Never forget me, forget me never! But when you forget me, forget me forever!
(Beni asla unutma, unutma beni asla! Ama beni unutursan sonsuza dek unut)
I HAVE TWO THINGS IN MY [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Roses are red, apples are green, my face is funny but yours is a scream!</p>
<p>güller kırmızı,elmalar yeşil,benim yüzüm neşeli ama senin ki de neşeli (ne demekse)</p>
<p>Never forget me, forget me never! But when you forget me, forget me forever!</p>
<p>(Beni asla unutma, unutma beni asla! Ama beni unutursan sonsuza dek unut)</p>
<p>I HAVE TWO THINGS IN MY LIFE: MY TEDDY AND YOU! THE TEDDY FOR THE NIGHT, AND YOU FOREVER!!</p>
<p>benim hayatımda 2 şey varoyuncağım ve senoyuncak gece için,sen her zaman</p>
<p>Love is like war: easy at the begin and hard at the end</p>
<p>aşk savaş gibidirkolay başlar ve zor biter</p>
<p>Love is like a bird of golden wings &#8211; that flies in to your heard and sings</p>
<p>aşk altın kanatlı kuş gibidirkalbine uçar ve şarkı söyler</p>
<p>You are someone in the world, but for someone you are the world!</p>
<p>dünyadaki herhangi birisin,ama herhangi biri için sen dünyasın</p>
<p>Love is difficult to find, wonderful to have, easy to lose and hard to forget!</p>
<p>aşkı bulmak zor,sahip olmak harika,kaybetmek kolay ve unutmak zor</p>
<p>You are so special girl like flowers in this world! And if you would be a gift I would give it to the world! My heart is what I give and also this kiss!</p>
<p>sen,bu dünyadaki çiçekler gibi öylesine özel bir kızsınEğer bir hediye olsaydın seni dünyaya verirdimVerdiğim şey kalbimdir ve tabiki bu öpücük</p>
<p>Baby cant sleep cause I am thinking of you! Hope you are thinking about me too! Hope your dreams are feeling well! Much of love and kisses to my angel!</p>
<p>bebeğim seni düşünmekten uyuyamıyorumumarım sende beni düşünüyorsun!umarım rüyanda hissedersin!<br />
Meleğime,daha çok sevgi ve öpücükler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/ingilizce-guzel-sozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>peygamberimizin söylediği güzel sözler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-soyledigi-guzel-sozler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-soyledigi-guzel-sozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin]]></category>
		<category><![CDATA[söylediği]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1576</guid>
		<description><![CDATA[Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: &#8220;Bizim hakkımızda Allah&#8217;tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız&#8221; derler.
(Tirmizi, Zühd 61)
Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.
(Tirmizi, Tıbb 1)
Resulullah (sav) &#8220;Allah&#8217;tan hakkıyla haya edin!&#8221; buyurdular. Biz: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: &#8220;Bizim hakkımızda Allah&#8217;tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız&#8221; derler.<br />
(Tirmizi, Zühd 61)<br />
Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.</p>
<p>(Tirmizi, Tıbb 1)<br />
Resulullah (sav) &#8220;Allah&#8217;tan hakkıyla haya edin!&#8221; buyurdular. Biz: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah&#8217;tan haya ediyoruz&#8221; dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: &#8220;Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah&#8217;tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah&#8217;tan hakkıyla haya etmiş olur.&#8221;<br />
(Tirmizi, Kıyamet 25)<br />
Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.<br />
(Ebu Davud, Büyu 27)<br />
Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!</p>
<p>Bunun üzerine bir adam kalkarak: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resülü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise falan falan gazvelere yazıldım!&#8221; dedi. Aleyhissalatu vesselam: &#8220;Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!&#8221; diye emretti.&#8221;<br />
(Buhari, Nikah 111)<br />
Ey Ebu Hureyre, vera sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah&#8217;a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkarlığı esas al ki insanların Allah&#8217;a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kamil) mü&#8217;min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kamil bir) müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür.<br />
(Kütüb-i Sitte, 7257)<br />
Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: &#8220;Bizimle sizin aranızda Allah&#8217;ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz&#8221; diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)&#8217;ın haram kıldıkları da tıpkı Allah&#8217;ın haram ettikleri gibidir&#8221;<br />
(Ebu Davud, Sünne, 6)<br />
&#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! dedik, mü&#8217;min korkak olur mu?&#8221; &#8220;Evet!&#8221; buyurdular. &#8220;Pekiyi cimri olur mu?&#8221; dedik, yine: &#8220;Evet!&#8221; buyurdular. Biz yine: &#8220;Pekiyi yalancı olur mu?&#8221; diye sorduk. Bu sefer: &#8220;Hayır!&#8221; buyurdular.<br />
(Muvatta, Kelam 19)<br />
Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.<br />
(Tirmizi, Zühd 57)<br />
Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.<br />
(Kütüb-i Sitte, 6690)<br />
Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam&#8217;ının güzelliğinden ileri gelir.<br />
(Tirmizi, Zühd 11)<br />
Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah&#8217;a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar.<br />
(Kütüb-i Sitte, 7235)<br />
Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah&#8217;ın malı cennettir.<br />
(Tirmizi, Kıyamet 19)<br />
Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.<br />
(Tirmizi, Kıyamet 41)<br />
&#8220;Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe&#8217;l hoşuma gider.&#8221; Yanındakiler sordu: &#8220;Fe&#8217;l nedir?&#8221;</p>
<p>&#8220;Güzel bir sözdür!&#8221; buyurdu.&#8221;</p>
<p>Buhari&#8217;nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: &#8220;Benim, dedi, fe&#8217;l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider.&#8221;<br />
(Buhari, Tıbb 44</p>
<p>Ademoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir:</p>
<p>Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs<br />
(Buhari, Rikak 5)<br />
Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir.<br />
(Kütüb-i Sitte, 6529)<br />
Allah&#8217;tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.</p>
<p>(Buhari, Nikah 107)<br />
Muharcirler hicretle Medine&#8217;ye gelip (Ensar&#8217;ın yardımlarını gördükleri) vakit şöyle dediler:</p>
<p>&#8221; Ey Allah &#8216;ın Rasûlü ! Biz, çok maldan böylesine cömertce veren, az maldan da yardımı böylesine güzel yapan aralarına inmiş bulunduğumuz şu Medinelilerden başka bir kavmi hiç görmedik! Bize bedel işlerimizi yaptılar, hayatımızı düzene koymada yardımcı oldular. Biz (hicret ve ibadetlerimizle kazandığımız) sevapların hepsini onlar alacak diye korkuyoruz !&#8221;</p>
<p>Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara şu cevabı verdi: &#8221; Hayır! Onlar sizin dua ve teşekkürlerinizden hâsıl olan sevabı alacaklar. &#8221;<br />
(Tirmizi, Kıyamet 45)<br />
Allah&#8217;tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.<br />
(Buhari, Nikah 107)<br />
&#8220;Allah celle şânühü mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim&#8217;in rivâyetinde: &#8220;Allah mahlükâtı yarattığı zaman&#8221;- yanında bulunan, Arş&#8217;ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: &#8220;Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır.&#8221;<br />
(Buhari, Tevhid 15)<br />
Bir adam gelerek: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyaâde kim hak sâhibidir?&#8221; diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): &#8220;Annen!&#8221; diye cevap verdi. Adam: &#8220;Sonra kim?&#8221; dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) &#8220;Annen!&#8221; diye cevap verdi. Adam tekrar: &#8220;Sonra kim?&#8221; dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yine: &#8220;Annen!&#8221; diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: &#8220;Sonra kim?&#8221; Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu dördüncüyü: &#8220;Baban!&#8221; diye cevapladı.&#8221;<br />
(Müslim, Edeb 2)<br />
Resülullah aleyhissalatu vesselam&#8217;a: &#8220;En efdal insan kimdir?&#8221; diye sorulmuştu. &#8220;Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes&#8221; buyurdular. Ashab: &#8220;Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümu&#8217;l-kalb ne demektir?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;(Mahmüm kalb), Allah&#8217;tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur&#8221; buyurdular.&#8221;<br />
(Kütüb-i Sitte, 7256)<br />
Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.<br />
(Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh)<br />
Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: &#8220;Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah&#8217;ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız&#8221; derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.<br />
(Buhari, Sulh 10)<br />
&#8220;Ümmetimden birkısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler. Aziz ve celil olan Allah Teâla hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez).&#8221;</p>
<p>Sevban radıyallahu anh dedi ki : &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resülü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!&#8221; Aleyhissalâtu vesselâm açıkladılar:</p>
<p>&#8220;Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah&#8217;ın yasaklarıyla tenhâda başbaşa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler.&#8221;<br />
(Kütüb-i Sitte, 7269)<br />
Bir kısım insan vardır, Allah&#8217;ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.<br />
(Tirmizi, Zühd 41)<br />
Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü&#8217;mindir.<br />
(Kütüb-i Sitte, 6622)<br />
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm&#8217;a bir adam gelerek: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!&#8221; dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: &#8220;Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!&#8221; buyurdular.<br />
(Kütüb-i Sitte, 7232)<br />
Cum&#8217;a namazı, dört kişi hâriç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vâcib bir hakk&#8217;dır. Cumadan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle, kadın, çocuk ve hasta.<br />
(Ebu Davud, Salat 215</p>
<p>Cum&#8217;a günü kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur.<br />
(Tirmizi, Salat 369)<br />
Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.<br />
(Muvatta, Salâtu&#8217;l-Cemâ&#8217;a 5)<br />
Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.<br />
(Buhari, İstikrâz 14)<br />
- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: &#8220;Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı:</p>
<p>&#8220;Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!&#8221; Ben (bir gün kendisine):</p>
<p>&#8220;Ey Allah&#8217;ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?&#8221; dedim. Bana şöyle cevap verdi: &#8220;Evet! Kalpler, Rahmân&#8217;ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir.&#8221;<br />
(Tirmizi, Kader 7)<br />
Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: &#8220;Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!&#8221; der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah&#8217;ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.<br />
(Buhari, Edeb 60)<br />
&#8220;Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin.&#8221;</p>
<p>Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık.&#8221;<br />
(Müslim, Lukata 18)<br />
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: &#8220;Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol&#8221; buyurdu.<br />
(Buhari, Rikak 2)<br />
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) bir başka rivâyette şunu söyler: &#8220;Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ileri-geri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm): &#8220;Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdâhale etti&#8230;&#8221;<br />
(Müslim, Birr 79)<br />
&#8220;Ey Allah&#8217;ın Resûlü! dedik, mü&#8217;min korkak olur mu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet!&#8221; buyurdular. &#8220;Pekiyi cimri olur mu?&#8221; dedik, yine:</p>
<p>&#8220;Evet!&#8221; buyurdular. Biz yine:</p>
<p>&#8220;Pekiyi yalancı olur mu?&#8221; diye sorduk. Bu sefer: &#8220;Hayır!&#8221; buyurdular.&#8221;</p>
<p>(Muvatta, Kelâm 19)<br />
Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm&#8217;a: &#8220;Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?&#8221; diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: &#8220;Komşunun &#8220;iyi yaptın!&#8221; dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer &#8220;kötülük yaptın!&#8221; dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir&#8221; buyurdular.&#8221;<br />
(Kütübü Sitte, 7261)<br />
Ey Allah&#8217;ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?&#8217;</p>
<p>&#8220;Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!&#8221; diye cevap verdi.<br />
(Nesâi, Nikâh 14)<br />
Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: &#8220;Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!&#8221; deyince, çobandan: &#8220;Git en iyisinin kulağından tut al&#8221; iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.<br />
(Kütübü Sitte, 7233)<br />
(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.<br />
(Ebu Davud, Cihad 42)<br />
Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.&#8221; (Cemaatte bulunan bâzıları): &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?&#8221; diye sordular. &#8220;Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!&#8221; cevabını verdi.&#8221;</p>
<p>(Tirnizi, Birr 77)<br />
İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.</p>
<p>(Taberani)</p>
<p>Allah&#8217;ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet ey Allah&#8217;ın Resülü, söyleyin!&#8221; dediler. Bunun üzerine saydı:</p>
<p>&#8220;Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır.&#8221;</p>
<p>(Müslim, Taharet 41)<br />
Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın.<br />
(Tirmizi, Menakıb 3864)<br />
Dişlerinizi misvaklayın. Çünkü misvak ağız için temizlik sebebidir, Allah&#8217;ın rızasına vesiledir. Cibril her gelişinde bana misvakı tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz kılacağından korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endişe etmeseydim bunu onlara farz kılardım. Ben öyle (ciddi) misvak kullanırım ki, öndeki dişlerimin (veya diş etlerimin) diplerinden kazınacağı endişesine kapılırım.<br />
(Kütübü Sitte, 6043)<br />
Hz. Mu&#8217;az İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor. &#8220;İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm&#8217;ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:</p>
<p>&#8220;Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi mineşşeytanirracim&#8221; buyurdular<br />
(Tirmizi, Da&#8217;avat 53)<br />
&#8220;Cennet ehlinin mertebece en düşük olanı o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarına bakar. Bunlar bin yıllık yürüme mesafesini doldururlar.<br />
Cennetliklerin Allah nezdinde en kıymetli olanları ise, vech-i ilahiye sabah ve akşam nazar ederler.&#8221;<br />
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra şu ayeti okudu. (Meâlen): &#8220;Yüzler vardır, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir&#8221; (Kıyamet 22-23).</p>
<p>(Tirmizi, Cennet 17)<br />
Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksenbin hizmetçisi, yetmişiki zevcesi vardır. Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye&#8217;den San&#8217;a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.<br />
(Tirmizi, Cennet 23)<br />
Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: &#8220;Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al.&#8221;<br />
(Müslim, Zikr 10)<br />
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: &#8220;Bu insanı temsil eder&#8221; buyurdu. Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: &#8220;Bu da ecelini temsil eder&#8221; buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: &#8220;Bu da emeldir&#8221; dedi ve ilâve etti: &#8220;İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.<br />
(Tirmizi, Zühd 25)<br />
Kim evinden temizlenmiş olarak farz namaz için çıkarsa, onun ecri, tıpkı ihrama girmiş hacının ecri gibidir. Kim de kuşluk namazı için çıkar ve sırf bu maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanın ücreti gibidir. Namaz kıldıktan sonra araya lağv (dünyevi kelam) sokmadan kılınan iknici namaz, İlliyyin (denen cennetin yüce makamın)da yazılıdır.<br />
(Ebu Davud, Salat 49)<br />
Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.<br />
(Tirmizi, Birr 20)<br />
Bereket, büyüklerinizle birlikteliktir.<br />
(Hâkim, el- Müstedrek)<br />
Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.<br />
(Müslim, Eşribe 73)<br />
Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde sun!<br />
(Müslim, Birr 143)<br />
Şurası muhakkak ki, Allah her nefsi yaratmış, onun hayatını, ölümünü, rızkını ve uğrayacağı musibetlerini yazmıştır.</p>
<p>(Tirmizi, 2144)<br />
Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer.<br />
(Buhari, İlm 38)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-soyledigi-guzel-sozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>peygamberimizin güzel ahlak</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-guzel-ahlak.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-guzel-ahlak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1574</guid>
		<description><![CDATA[PEYGAMBERİMİZİN YÜKSEK AhlakI
Allah’ın en sevgili kulu, son ve en büyük peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) bir saadet güneşi olarak doğdu. Kurumuş yapraklar Su ile yeşerdiği gibi Peygamberimizin gelmesiyle insanlık yeniden hayat buldu.
Onun kalplere yerleştirdiği iman ışığı sayesinde kalplerden yanlış inançlar silindi, cehaletin yerine ilim, zulmün yerine hak ve adalet, kin ve düşmanlığın yerine insan sevgisi, acımasızlığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>PEYGAMBERİMİZİN YÜKSEK AhlakI</p>
<p>Allah’ın en sevgili kulu, son ve en büyük peygamber Hz. Muhammed (s.a.s) bir saadet güneşi olarak doğdu. Kurumuş yapraklar Su ile yeşerdiği gibi Peygamberimizin gelmesiyle insanlık yeniden hayat buldu.<br />
Onun kalplere yerleştirdiği iman ışığı sayesinde kalplerden yanlış inançlar silindi, cehaletin yerine ilim, zulmün yerine hak ve adalet, kin ve düşmanlığın yerine insan sevgisi, acımasızlığın yerine şefkat ve merhamet geldi. Gerçek anlamda İslam kardeşliği kurularak toplum barış ve huzura kavuştu.<br />
İnsanlara dünya ve ahirette mutlu olmanın aydınlık yolunu gösteren Peygamberimiz, öğrettiği ahlak ilkelerini önce kendisi uygulayarak en güzel örnek oldu.<br />
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde Peygamberimiz hakkında: “Ve sen elbette yüksek bir ahlaka sahipsin” buyurarak O’nun çok yüksek ahlak sahibi bir şahsiyet olduğunu bildirmiştir. O, ahlakını Kuran’dan almış, bütün iyilikleri kendisinde toplamıştır. Saygı değer eşi Hz. Aişe’ye Peygamberimizin ahlakının nasıl olduğu sorulduğunda,<br />
“O’nun ahlakı Kur’an idi” demiştir.<br />
O’nu yüce Allah yetiştirdi ve insanlığa örnek olsun diye özel olarak terbiye etti. Nitekim Peygamberimiz “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı” buyurmuştur.<br />
O, davranışları ve üstün kişiliği ile insanlık için en güzel örnektir.<br />
Bununla ilgili olarak Allah Teala Kur’an-ı Kerimde:<br />
“Andolsun Allah’ın elçisinde sizin için uyulması gereken güzel örnek vardır” buyurmuş ve onun yaşayışını örnek almamızı istemiştir.<br />
Müslüman olarak bizim görevimiz, peygamberimizin ahlak ve fazilet dolu hayatını iyice öğrenmek, ve onun ahlaki davranışlarını örnek alarak yaşamaktır.</p>
<p>Peygamberimizin Doğruluğu<br />
Peygamberimiz, doğruluk ve dürüstlüğün en güzel örneği idi. O, çocukluğundan itibaren doğruluktan ayrılmamış, hiç yalan söylememiştir. Peygamberliğinden önceki gençlik döneminde doğruluğu ve güvenilir kişiliğinden dolayı kendisine, “Muhammedü’l-Emin” yani, “Güvenilir Muhammed” denilirdi. Düşmanları bile onun doğruluğunu kabul etmiş, kendisine yalancı diyememişlerdi.<br />
Peygamberimizin en büyük düşmanı Ebü Cehil: “Muhammed! Biz seni yalanlamıyoruz, san bizim kanaatimize göre doğrusun. Biz ancak senin getirdiğini yalanlıyoruz.” Demiş, bu söz Peygamberimizi üzmüştü. Bunun üzerine “Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler, açıktan açığı Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.” Ayeti inmiştir.<br />
Kureyş’in ileri gelenlerinden Haris b. Amir de şöyle demiştir.<br />
“Ey Muhammed, vallahi sen bize hiç yalan söylemedin, fakat biz sana uyarsak yerimizden olacağız, bundan dolayı iman etmiyoruz.”<br />
Ebü Süfyan Müslüman olmadan önce ticaret amacıyla Şam’a gittiği zaman Bizans İmparatoru Onu kabul etmiş ve Peygamberimizle ilgili kendisine bazı sorular sormuştu. Bu sorulardan birisi de şöyle idi:<br />
- Peygamberlik iddiasında bulunan bu zatın, daha önce hiç<br />
yalan söylediğini duydunuz mu? Ebü Süfyan:<br />
- Asla, yalan söylediğini hiç duymadık, diye cevap vermiştir.<br />
Bunun üzerine İmparator:<br />
- Size peygamberlik iddiasında bulunan bu zatın evvelce hiç yalan söyleyip söylemediğini sordum. Onun hiç yalan söylemediğin ifade ettiniz. Şayet bu zat Allah hakkında yalan söylemiş olsa daha evvel insanlara yalan söylemesi gerekirdi, demiş ve Peygamberimizin doğruluğu sebebiyle gerçekten peygamber olduğunu ifade etmiştir.<br />
Peygamber olduğu zaman Mekke’de halkını İslam’a davet için toplamıştı. Safa tepesine çıkarak orada toplananları: “Ey Kureyş halkı! Size bu dağın arkasında bir düşman ordusunu geldiğini söylesem bana inanır mısınız”? dedi, orada bulunanlar:<br />
- “Hepimiz inanırız, çünkü sen ömründe yalan söylemedin” diye cevap verdiler. Bu topluluğun içinde Peygamberimizin en azılı düşmanları da vardı. Onlar da Peygamberimizin doğruluğunu itiraf etmişlerdi.<br />
Peygamberimiz, kendisi doğru sözlü olduğu gibi bizim de doğru olmamızı ve yalancılıktan sakınmamızı istemiş ve şöyle buyurmuştur. “Doğruluktan ayrılmayın. Zira doğruluk iyilikle beraberdir. Doğru ve iyi olanlar cennettedirler. Yalandan kaçının, çünkü yalan kötülükle beraberdir. Yalan söyleyen ve kötülük edenler de cehennemdedirler.”<br />
O, yalandan hiç hoşlanmaz, yalancıları sevmezdi. Peygamberimiz çocukları kandırmak için yalan söylenmesini de iyi karşılamamıştır.<br />
Abdullah b. Amr diyor ki:<br />
Peygamberimiz bir Gün evimizde bulunduğu bir sırada annem bana:<br />
- “Gel sana bir şey vereceğim” diye çağırdı.<br />
Peygamberimiz anneme:<br />
- Çocuğa ne vermek istedin? Diye sorunca annem:<br />
- Hurma vereceğim, diye cevap verdi. Bunun üzerin<br />
Peygamberimiz:<br />
- “Eğen onu aldatıp bir şey vermeseydin, sana bir yalan<br />
günahı yazılırdı.” Buyurdu.<br />
Peygamberimiz bir şey hakkında söz verdimi, verdiği sözde mutlaka durur, gereğini yerine getirirdi.<br />
Hudeybiye barış antlaşmasının hükümlerinden birisi de, Mekkelilerden biri Müslümanlara sığınırsa, Müslüman bile olsa, geri verilecek; fakat Müslümanlardan Mekkelilere sığınan olursa geri verilmeyecekti.<br />
Müslümanlar için çok ağır olan bu Antlaşmanın yazılması henüz bitmişti ki, Mekkeliler adına antlaşmayı imza edecek olan Süheyl’in Müslüman olan oğlu Ebü Cendel bir yolunu bulup kaçmış ve ayağındaki zinciri sürüyerek çıka gelmişti. Bu antlaşmaya göre Ebü Cendeli iade etmek gerekiyordu. Müslümanlar bundan büyük üzüntü duymuşlar ve Ebü Cendel’i iade etmen istememişlerdi.<br />
Peygamberimiz Ebü Candel’e dönerek:<br />
- Ey Ebü Cendel, sabret, bir verdiğimiz sözden dönmeyiz. Yakında Cenab-ı Hak sana kurtuluş yolunu açacaktır, diye teselli etti. Ve henüz imza edilmemiş olmasına rağmen sözlü olarak kararlaştırılmış bulunan antlaşmaya uyacağının işaretini vermişti.<br />
O, kurtuluşun doğrulukta olduğunu bildirmiş, doğruların kıyamet gününde Peygamberlerle beraber olacağını haber vermiştir.<br />
Peygamberimize insanların hayırlısı kindir diye soruldu. Peygamberimiz:<br />
- “Her temiz kalpli ve doğru sözlü olanlardır.” Buyurdu.</p>
<p>Peygamberimizin Merhameti<br />
Peygamberimizin kalbi şefkat, merhamet ve insan sevgisi ile idi, Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde o’nun hakkında şöyle buyuruyor.<br />
“Ey Muhammed! Biz seni ancak Alemlere rahmet olarak gönderdik.”<br />
O’nun şefkat ve merhameti, hayatının her döneminde açıkça görülür, merhametle dolu olan kalbi, hep iyilik için çarpardı. Kimseye bir kötülük dokunmasını, hiç kimsenin incinmesini istemezdi.<br />
Saygıdeğer eşi Hz. Hatice ile amcası Ebü Talip, Peygamberimize çok yardımcı olmuşlardı. Kısa aralıklarla her ikisi de vefat edince İslam düşmanları Peygamberimize eziyeti artırdılar. Bunun üzerine Peygamberimiz ilk Müslümanlardan olan Zeyd b. Harise ile birlikte Mekke’den ayrılarak Taif halkını İslam’a davet etmeye gitti. Taifliler İslamı kabul etmedikleri gibi Peygamberimizi taşa tuttular,Zeyd, atılan taşlardan Peygamberimizi korumak için vücudunu siper etti.<br />
Atılan taşlardan Peygamberimizin ayakları yaralandı, kan içinde kaldı, yürüyemeyecek duruma geldi ve yol kenarında bir üzüm bağına sığındı.<br />
Onun bu derece sıkıntıya düşmesi Yüce Allah Cebrail’i göndererek, dağlar meleğinin emrinde olduğu ve ne dilerse onu bu meleğe emredebileceğini bildirdi. Bunun üzerine dağlara emreden Melek Peygamberimize seslenerek selam verdi ve:<br />
- “Sen ne dilersen emrine hazırım, eğer şu iki dağın Mekkeliler üzerine çökerek birbirine kavuşmasını ve müşrikleri tamamıyla ezmesini istersen onu da emret” dedi.<br />
Peygamberimiz eğer isteseydi, kendisine acımasız bir şekilde saldıranlar ve onu kanlar içinde bırakanlar bir anda yok edilecekti. Fakat Peygamberimiz, çok üzüntülü olduğu durumda bile sevgi ve merhamet dolu kalbi onların cezalandırılmalarına razı olmamış ve Meleğe şöyle demişti:<br />
- Hayır! Ben onu istemem, ben isterim ki Allah, bu müşriklerin soyundan yalnız Allah’a ibadet eden ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan insanlar meydana çıkarsın.”<br />
Peygamberimiz, insanlara ve diğer Canlılara merhamet gösterenlere Yüce Allah’ın merhametle karşılık vereceğini bildirerek şöyle buyurmuştur.<br />
“Merhamet edenlere Allah da merhamet eder, siz yeryüzündekilere merhamet ediniz ki, göktekiler de size merhamet etsin.”<br />
Merhametsizler hakkında da şu uyarıda bulunmuştur:<br />
“Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.”<br />
O, sevgi ve yardıma muhtaç olan yetimlerle özellikle ilgilenir, Müslümanlara da yetimlere merhamet gösterilmesini tavsiye ederdi. Peygamberimize bir adam gelerek kabinin katılığından şikayet etti. Bunun üzerine Peygamberimiz ona:<br />
- Kalbinin yumuşamasını ve muhtaç olduğun şeye kavuşmanı arzu ediyorsan, yetime merhamet et, başını okşa ve yemeğini ona yedir. Böyle yaparsan kalbin yumuşar ve muhtaç olduğun şeye kavuşursun.” Diye cevap verdi.<br />
Peygamberimiz, sadece insanlara değil hayvanlara karşı da şefkat ve merhamet gösterirdi. O, susayan bir kediye kendi eliyle su içirmiş, hayvanların aç bırakılmamasını, onlara iyi davranılmasını emretmiştir. İbn Mes’ud (r.a) diyor ki: Peygamberimizle beraber bir yolculuk yapıyorduk. Peygamberimiz bir ihtiyacı için ayrılmıştı. Orada iki yavrusu olan bir serçe kuşu gördüm ve yavrularını aldım. Serçe peşimden gelerek yavruları için çırpınıp bağırmaya başladı. Bunu gören Peygamberimiz:<br />
- Bu kuşu yavru acısı ile sızlandıran kimdir? Yavrusunu ona verin. Dedi. Bir defa Peygamberimiz aç bir deve görmüştü. Devenin karnı ile sırtı bir olmuştu. Bundan üzülen Peygamberimiz:<br />
- “Hayvanlarınız hakkında Allah’tan korkunuz” buyurdu.<br />
Yine bir defa Peygamberimiz Medineli Müslümanlardan birinin bağında bir devenin açlıktan bağırdığını görmüş, buna üzülmüştü. Devenin yanına gelerek onu okşamış ve sahibinin kim olduğunu sormuş ve öğrenmişti. Sonra da:<br />
“Hayvanlara gösterdiğiniz muamelede Allah’tan korkmuyor musunuz?” Buyurarak devenin sahibini uyarmıştı.</p>
<p>Peygamberimizin Cömertliği<br />
Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Kendisinden bir şey isteyin hiç kimseyi boş çevirmez, eline ne geçerse ihtiyacı olanlara dağıtır, “Ben ancak dağıtıcıyım, veren Allah’tır.” Derdi. Bununla beraber dilenciliği sevmez, dilenenlere bundan kurtulmaları için çalışıp kazanmanın yollarını gösterirdi.<br />
Ashaptan Cabir (r.a) diyor ki: Peygamberimiz kendisinden istenilen bir şeye asla yok dememiştir.<br />
Bir gün peygamberimize bir parça kumaş hediye edilmiş, o da bunu kabul etmişti. Buna ihtiyacı da vardı. Yanında oturanlardan biri “Bu ne iyi kumuş” deyince, Peygamberimiz kumaşı ona bıraktı.<br />
O, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini kendinden çok düşünür, açları doyurur, kendisi aç kalırdı. Peygamberimiz, maddi imkanlara sahip olduğu zamanlarda da sade bir hayat yaşamış, kendisi için bir şey bıkamamış, elindekileri muhtaçlara dağıttığı için aç yattığı zamanlar çok olmuştur. Eşi Hz. Aişe diyor ki:<br />
“Peygamberimiz, üç gün peş peşe karnın doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Fakat yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi.”<br />
Zengin bir kimsenin yoksula yardım etmesi, karnı tok olanın açları doyurması elbette ki iyi bir davranıştır. Cömertlik duygusunun bir göstergesidir. Fakat Elinde ne varsa Hepsini yoksullara veren, kendi yiyeceğini aç olanlara verip kendisi aç kalan kimsenin cömertliği ise çok yüksek bir duygunun eseridir. Cömertliğin en güzelidir.<br />
İşte kalbi, insan sevgisi, şefkat ve yardam duygusu ile çarpan Sevgili Peygamberimizin cömertliği böyle idi ve bir ömür böyle devam etmiştir.</p>
<p>Peygamberimizin Dilencilikten Nefret Etmesi<br />
Peygamberimiz son derece cömert olduğu halde dilenciliği hiç sevmezdi, şöyle buyururdu: “Sizden birinizin bir ip alıp da bir demet odun bağlayarak getirip satması ve böylece Allah Teala’nın o kulunun şerefini şuna buna yüzsuyu dökmekten esirgemesi, elbette ki dilenmesinden hayırlıdır.<br />
Peygamberimizin uzun süre hizmetinde bulunan Enes İbn Malik (r.a) anlatıyor:<br />
“Ensardan biri Peygamberimize gelerek sadaka istiyor. Peygamberimize:<br />
- Evinizde bir şey var mı? Diye soruyor. Adam:<br />
- Evet, bir sergim var; yarısının üzerine yatıyor, yarısı ile de<br />
örtünüyorum. Bundan başka su içtiğim bir de kabım var, diyor. Peygamberimiz:<br />
- Haydi kalk bunları getir, buyuruyor. Adam kalkıyor, bunları<br />
getiriyor. Peygamberimiz bunları alıyor ve:<br />
- Bunları satın alacak yok mu? Buyuruyor. Bir adam:<br />
- Ben bir dirheme alabilirim, diyor. Peygamberimiz iki veya üç<br />
defa:<br />
- Daha fazla veren yok mu? Diyor. Birisi:<br />
- İki dirheme alabilirim, deyince, Peygamberimiz onları bu zata iki dirheme satıyor. Aldığı iki dirhemi eşyanın sahibine veriyor ve şöyle buyuruyor:<br />
- Bir dirhemle çocuklarına yiyecek al. Bir dirhemle de bir ip satın al, sonra odun keserek çarşıya getir ve sat, on beş gün gözüme görünme. Bu adam Peygamberimizin dediğini yapmış, on beş gün sonra gelerek on dirhem kazandığını, bunun bir kısmıyla elbise, bir kısmı ile de yiyecek aldığını söylemiş. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
- Böyle (Alın teri dökerek) yaşamak mı daha iyi, yoksa kıyamet Günü alnında dilencilik damgası ile Allah’ın huzuruna çıkmak mı iyi? Buyurdu.<br />
Ebü Said el-Hüdri (r.a) anlatıyor.<br />
“ Ensar’dan bazı kimseler peygamberimizden sadaka istemişlerdi. Peygamberiz de bunlara vermişti. Sonra bunlar yine istediler, Peygamberimiz de yine verdi. Üçüncü bir daha istediler, Peygamberimiz de verdi. Hatta yanında bir şey kalmadı. Sonra şöyle buyurdu:<br />
- Sadaka malından yanımda bulunanı verdim. Başkalarına vermek için sizden kesinlikle bir şey saklamadım. Kim ki, dilenmekten sakınırsa, Allah o kimseyi afif (temiz) kılar. Kim de insanlardan müstağni olmak isterse Allah o kimseye zenginlik ihsan eder. Kim ki, sabretmek isterse Allah ona da sabır verir. Sabırdan daha geniş bir nimet, kimseye verilmemiştir.”<br />
Peygamberimiz kendisi ve yakınları için sadaka kabul etmezdi. Bir kere torunu Hz. Hasan küçük iken sadaka olarak verilmiş olan hurmalardan bir tanesini ağzına koydu. Bunu gören Peygamberimiz:<br />
- Tükür, tükür, bizim sadaka yemediğimizi bilmiyor<br />
musun? Buyurmuş, Hz. Hasan da o hurmayı atmıştır.<br />
Peygamberimizin Alçakgönüllülüğü<br />
Peygamberimiz hem vakarlı hem de çok alçak gönüllü idi. Asla büyüklük taslamaz, bir yere gittiği zaman kendisine ayağı kalkılmasını ve elini öpülmesini bile istemezdi. Bir defasında biri elini öpmek isteyince peygamberimiz elini geri çekmişti. Bir meclise gittiği zaman boş bulduğu yeri oturur, ayaklarını başkalarına karşı uzatmazdı.<br />
Peygamberimiz bazen ev işlerini bizzat kendisi görürdü; elbisesini kendisi yamar, odasını süpürür, çarşıya giderek lazım olan şeyleri satın alırdı. Hatta ayakkabıları söküldüğü ve yırtıldığı zaman onları kendisi tamir ederdi.<br />
O, şöyle buyurmuştur:<br />
“Kim Müslüman kardeşine alçak gönüllü davranırsa, Allah onu yükseltir. Kim kibirlenir, üstünlük taslarsa, Allah onu alçaltır.”<br />
Peygamberimiz; zengin, fakir ayırımı yapmaz, kendisini bir hizmetçi bile davet etse, giderdi. Yoksul ve fakirlerle birlikte oturup yemek yer, en fakir kimselerin evlerine giderek hal ve hatırlarını sorardı.<br />
O, hasta olanları ziyaret eder, bunun Müslüman için bir görev olduğunu söylerdi.<br />
Peygamberimiz bir hastayı ziyaret ettikçe, ona ümit verir, onun nabzını eline alır, alnına dokunur, şifa bulması için dua eder, “İnşallah kurtulacaksınız” derdi.<br />
Peygamberimiz hastaları ziyaret ederken ayırım yapmaz, kim olursa olsun ziyaret ederdi.<br />
Bir kere bir Yahudi çocuğu hastalanmıştı. Peygamberimiz onu ziyaret etmiş, çocuğun hal ve hatırını sorduktan sonra onu Müslüman olmaya davet etmişti. Çocuk babasının yüzüne bakmış, babası, “Oğlum, Peygamber ne diyorsa yap” demiş çocuk da Müslüman olmuştu.<br />
Peygamberimiz başkaları konuşurken sözlerini kesmez, onları dinlerdi. Hayatı son derece sade idi. Kendisine verilen yemeği severek yerdi. Sevmediği bir yemek olursa yemez, fakat yemeği asla kötülemezdi.<br />
Arkadaşları ile yaptığı bir yolculuk sırasında dinlenmek için bir yerde konakladılar. Ve yemek hazırlamak için aralarında iş bölümü yaptılar. Peygamberimiz de: “Öyle ise ben de yakacak için çalı-çırpı toplayayım” demişti. Ashap onun yolunda her fedakarlığı yapmaya, ona yardım etmeye hazırdı. Ancak o, çarşı ve pazardan alınacak şeyleri bizzat kendisi alıp evine götürür ve kimseye yük olmazdı.<br />
Kendisi bir hayvana bindiği zaman yanındakinin yaya yürümesini hoş görmezdi.<br />
Peygamberimiz ashaptan birini ziyarete gitmişti. Dönerken ev sahibi kendi hayvanını Peygamberimize vermiş, oğlunun da yaya olarak Peygambere arkadaşlık etmesini istemişti. Fakat Peygamberimiz çocuğun yaya olarak yürümesine razı almamış, onu da hayvana bindirerek yola çıkmıştı.</p>
<p>Peygamberimizin Övülmekten Hoşlanmaması<br />
Peygamberimiz, Allah’ın gönderdiği son Peygamber olduğu halde aşırı derecede övülmekten hiç haşlanmazdı. “Efendimiz, en faziletlimiz” gibi sözlerden rahatsız olur şöyle derdi:<br />
“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdükleri gibi beni övmeyin, şüphesiz ki ben Allah’ın kuluyum. Bana, “Allah’ın Kulu ve elçisi deyiniz.” Buyurmuştur.<br />
Muavvuz b. Afra’nın kızı Rubeyyi şöyle demiştir. Ben evlenirken Peygamberimiz bize geldi. Benim için yapılan seccadenin üzerine şu oturduğum gibi oturdu.<br />
Düğüne gelen cariyeler da onun etrafında toplanarak Bedir Savaşında şehit olan atalarımız için yazılmış olan ağıtları okumaya başlamışlardı. Derken içlerinden biri bir ara “İçimizde yarın ne olacağını bilen bir Peygamber vardır” mealinde bir mısra okudu. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
- “Bunu bırak, böyle söyleme, bundan önce söylediğin gibi söyle.” Buyurarak aşırı derecedeki övgüleri hoş karşılamamıştı.<br />
Peygamberimiz bir kere Abdest alıyordu. Arkadaşları onun kullandığı ve döktüğü Suyu toplamak istemişlerdi. Peygamberimiz niçin böyle yaptıklarını sorduğu zaman, bunun sadece kendisine karşı duydukları bağlılıktan ötürü olduğunu söylemeleri üzerine;</p>
<p>Peygamberimiz:<br />
“İçinizde bir kimse, Allah ile Peygamberi sevmek zevkini duymak istiyorsa ağzını açtığı zaman sözün doğrusun söylesin, doğru kalpli olsun, kendisine güvenildiği zaman güvenini yerine getirsin, başkaları ile bir arada yaşadığı zaman komşuluk haklarına riayet etsin.” Buyurdu.<br />
Bir gün adamın biri Peygamberimizi ziyarete gelmiş, bir peygamber huzurunda olduğunu anlayarak titremeye başlamıştı. Peygamberimiz ona:<br />
- Sakin ol! Ben bir hükümdar değilim. Ben Kureyş Kabilesinden kuru Ekmek yiyen bir kadının oğluyum.” Diyerek onu sakinleştirmişti.<br />
Peygamberimiz o kadar alçak gönüllü idi ki, herkesin ona saygı ifade eden kelimeler kullanmasına bile müsaade etmezdi.</p>
<p>Peygamberimizin Hoşgörüsü ve Bağışlayıcılığı<br />
Peygamberimiz, güler yüzlü, yumuşak huylu ve son derece nazik idi. Kaba ve kırıcı değildi. Ağzından kırıcı bir söz çıkmazdı. O, ömründe hiç kimseye kötü söz söylememiş, kırıcı bir davranışta bulunmamış ve kimseyi azarlamamıştır.<br />
On yıl Peygamberimizin hizmetinde bulunan Enes (r.a.) diyor ki: “Peygamberimiz bana hiçbir gün “öf” bile demedi. Yaptığım bir şey için bunu niye yaptın, yapmadığım bir iş için de niye yapmadın diye beni azarlamadı.”<br />
Gördüğü kuruları kimsenin yüzüne vurmazdı. Arzu edilmeyen yanlış bir davranış gördüğü zaman, “Bazıları şöyle yapıyor, şöyle söylüyor, halbuki bunlar doğru değildir” gibi umumi sözler nasihat eder ve böylece kimseyi utandırmadan kusur ve hataları düzeltirdi. Kendisine bir şey ikram edilse ad da olsa onu küçümsemez, ona değer verirdi. Yapılan iyiliğe karşılık verir, iyilik yapanları hayırla anardı.<br />
Peygamberimiz çok vefakar idi. Kendisine iyilik yapanları hiç unutmaz, onları daima hayırla anardı. Kadınlardan İslam’ı ilk kabul eden saygıdeğer eşi Hz. Hatice idi.Hatice, Peygamberimizi kulsal görevinde yalnız bırakmamış, O’nu daime desteklemiş, sıkıntılı zamanlarında teselli elmiş yüksek ruhlu bir kadın idi. Peygamberimiz ahlak ve fazilet örneği hanımını ötümünden sonra da unutmamıştır. Onu daima hayırla anar, ne zaman bir koyun kesse etinden Hz. Hatice’nin yakınlarına gönderirdi.<br />
Peygamberimiz, süt annesi ve süt kardeşlerine de saygı duyar, yakından ilgilenirdi. Süt annesi Halime, kendisini ziyarete geldiği zaman onu “anacığım, anacığım” diye karşılar, Altına elbisesini yayarak oturtur, saygı gösterirdi.<br />
O, çok bağışlayıcı idi. Uhut savaşında düşmanlar, peygamberimize ok atmışlar, üzerine taş yağdırmışlar ve O’nun mübarek dişini kırıp yüzünü yaralamışlardı. Onların bu davranışlarına karşılık Peygamberimiz kötü söz söylememiş, onlara beddua etmemiştir. O, yüzündeki kanları silerken şöyle demiştir:<br />
“Allah’ım! Milletimi bağışla!. Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”<br />
Peygamberimiz kendisine karşı yapılan kötülükleri bağışlamış, elini fırsat geçtiği halde kimseden intikam almamıştır. Ancak başkalarının haksızlığa uğramasına ve zarar görmesine razı olmamış, hak ve Adaletin yerini bulmasına özen göstermiştir. Şüphesiz şahsımıza karşı işlenen kusurları, yapılan haksızlıkları bağışlayabilmek yüksek bir duygudur.<br />
Mekkeli müşrikler, vaktiyle Peygamberimizi öldürmek istemişler. İslamın nurunu söndürmek için hem Peygamberimize, hem de Müslümanlığı kabul edenlere ellerinden gelen her kötülüğü yapmışlardı. Bunun sonucu olarak Müslümanlar doğup büyüdükleri Mekke’den Medine’ye göç etmek zorunda kalmışlardı. Peygamberimiz de Medine’ye göçmüştü.<br />
Aradan birkaç yıl geçtikten sonra Peygamberimiz on bin kişilik bir ordu ile Mekke’yi kan dökülmeden fethetti. Daha önce Peygamberimizi öldürmek isteyen ve Müslümanlara her türlü kötülüğü yapmış olanlar Peygamberimizin karşısında başlarını önlerine eğmiş, haklarında verilecek kararı bekliyorlardı. Peygamberimiz buruda da büyüklüğünü göstererek hepsini affetti. Böylece engin merhameti ve bağışlayıcılığı ile gönülleri de fethetti ve insanlığa çok güzel bir ahlak ve fazilet dersi verdi.<br />
Peygamberimizin Adaleti<br />
Peygamberimiz son derece adil ve insaf sahibi idi. Onun adaletini düşmanları bile kabul etmiştir. En zor ve en çetin olaylarda kabileler onun hakemliğine baş vuruyor ve kararını saygı ile karşılıyorlardı.<br />
Bir defa Peygamberimiz savaşta elde edilen ganimetleri dağıtıyordu. O kadar kalabalık insan toplanmıştı ki, adamın biri adeta Peygamberimizin sırtına çıkmıştı. Peygamberimiz elindeki ince değnekle bu adama işaret etmiş, değnek yüzüne gelerek yüzünü çizmişti. Peygamberimiz hemen değneği adamın eline vererek:<br />
- Sana vurduğum gibi sen de bana vur, buyurmuş, fakat<br />
adam:<br />
- Ey Allah’ın Rasülü, hayır, ben size darılmadım. Demişti.<br />
Bir defa Mahzumi kabilesinden bir kadın hırsızlık etmişti. Mekke ileri gelenleri yüksek bir Aileye mensup olan kadının ceza görmemesini istemiş, peygamberimizin çok sevdiği Usame b. Zeyd’i şefaatçi olmak üzere göndermişlerdi. Peygamberimiz Usame’yi dinledikten sonra:<br />
- Sizden öncekiler bu gibi tarafgirlikleri sebebiyle helak olmuştu. Onlar, fakirler üzerinde en ağır cezaları uygularlar, zengin ve itibarlı olanlara ise ceza vermezlerdi. Buyurarak kanunların uygulamasında ayırım yapılmasının, toplumun yok olmasına sebep olacağını bildirmiştir.<br />
Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz iki işte serbest bırakıldığı zaman, günah olmadıkça onların kolayını tercih ederdi. O şey günah olursa ondan insanların en uzak kalanı olurdu. Peygamberimiz nefsi için asal intikam almazdı. Ancak Allah’ın yasaklarına uyulmadığını Adaleti yerine getirirdi.” Peygamberimiz insanlar arasında ayırım yapmaz, eşit davranırdı. Ona göre zengin, yoksul, büyük, küçük herkes eşit idi.<br />
Bedir Savaşında alınan esirler arasında Peygamberimizin henüz Müslüman olmayan amcası Abbas da vardı. Esirler fidye vererek esirlikten kurtuluyorlardı. Çünkü böyle kararlaştırılmıştı.<br />
Ensar’ın bazıları Peygamberimiz ile Abbas arasındaki yakınlığı öğrenince onun affını istemişlerdi. Peygamberimiz:<br />
- Hayır, böyle bir şey olamaz. Onun ödemek zorunda olduğu fidyenin bir dirhemi bile affolunmaz, buyurmuştur.<br />
Peygamberimiz hayatı boyunca hiç kimseye farklı davranmamış, kuralları ve kanunları herkese eşit uygulamıştır. Kendisine de arkadaşları arasında bir ayrıcalık tanınmasını hoş karşılamamıştır.<br />
Peygamberimiz, Peygamber olmadan önce, onunla alış-veriş edenler, onun dürüstlüğünü ve hakka bağlılığını takdir ediyorlardı. Hatta onun Peygamber olarak gönderildiği duyulduktan sonra kendisine düşman olanlar bile emanetlerini ona teslim ediyorlardı.<br />
Bir gün Saib adında bir Arap tüccarı Peygamberimize tanıtılmış ve kendisinin son derece dürüst birisi olduğu söylenmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Ben onu sizden iyi tanırım” demiş, Saib de, “Evet, ticarette arkadaşlık etmiştik, bütün hesapları gayet mükemmeldi” demişti.<br />
Bir gün Bedevilerden biri Peygamberimizden alacağını tahsil etmeye gelmişti. Bedeviler, çok kaba olduklarından bu adam Peygamberimize ağır sözler söylemişti. Ashap, adamın bu davranışına kızarak:<br />
- Yazıklar olsun, sen kiminle konuştuğunu biliyor musun? Demişler, adam hiç aldırmadan:<br />
- Ben hakkımı istemeye geldim, demiş. Bunun üzerine Peygamberimiz arkadaşlarına:<br />
- Siz onun tarafından olacaktınız, çünkü bu adam hakkını istiyor, buyurdu ve sonra Havle binti Kays’a haber göndererek ödünç hurma istedi. Havle’nin verdiği ödünç hurma ile Bedeviye borcunu ödedi ve üstelik ona yemek de yedirdi. Bedevi:<br />
-Sen benim hakkımı çok iyi bir şekilde ödedin. Allah da sana mükafatını tam olarak versin, diye dua etti. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
“ İşte bunlar (yani hak sahiplerinden yana çıkıp hakkın yerini bulmasına yardımcı olanlar) insanların en hayırlılarıdır. İçinde, zayıf kimsenin incitilmeden hakkını alamadığı bir toplum yükselemez.” Buyurdu.</p>
<p>Peygamberimizin Cesareti<br />
Peygamberimizin özelliklerinden biri de yüksek bir cesarete sahip oluşudur. O, insanları İslam’a davet ettiği zaman tek başına idi. İlk yıllarda Müslümanlığı kabul edenlerin sayısı da azdı. Karşısında İslam’ı yok etmek isteyenlerin sayısı çok, maddi güçleri fazla idi.<br />
Peygamberimiz kutsal görevini yaparken büyük tehlikelerle karşılaştı. Düşmanlar O’nu öldürmek, İslam güneşini söndürmek için korkunç planlar yaptılar. Güçlü ordularla Müslümanlara saldırdılar. Fakat Peygamberimiz bunların hiçbirinden yılmadı, ümitsizliğe kapılmadı, görevini devam etti.<br />
Mekke, İslam ordusu tarafından fethedilmiş, Kabe putlardan temizlenmişti. Bundan endişeye kapılan düşmanlar, Müslümanlara saldırmak için Huneyn denilen yerde 20 bin kişilik bir ordu topladılar. Durumu öğrenen Peygamberimiz 12 bin kişilik bir ordu ile bunların üzerine yürüdü. İslam ordusu dar bir vadiden geçerken burada pusu kuran düşman aniden Müslümanlara saldırdı. Gecenin alaca karanlığında yapılan bu saldırı karşısında Müslümanlar dağılmaya başladı. Bu durum İslam’ın geleceği için çok tehlikeli idi.<br />
Düşmanın bu şiddetli saldırısı karşısında geri çekilmeyen, yanında az sayıda arkadaşı ile düşmana karşı koyun bir kahraman kalmıştı. İşte düşmana karşı koyan bu yürekli ve cesur kahraman Hz. Muhammed (s.a.s.) idi.<br />
Peygamberimiz, “Ben Peygamberim, bunda yalan yok..” diyor ve dağılan Müslümanları yanına çağırıyordu. Onun sesini duyan İslam ordusu yeniden toplandı ve amansız bir şekilde düşman üzerine saldırdı. Düşman neye uğradığını şaşırdı, dağılıp kaçmaya başladı ve bozguna uğradı. Savaş İslam ordusunun zaferi ile sonuçlandı. Böylece İslam’ın geleceği büyük bir tehlikeden kurtulmuş oldu.<br />
İşte, bu savaş, peygamberimizin üstün cesareti sayesinde kazanıldı. Onun hayatında böyle pek çok cesaret ve kahramanlık örnekleri vardır. O, gerektiğinde, sabır, kararlılık, cesaret ve kahramanlık da Müslümanlar için en güzel örnek olmuştur.</p>
<p>Peygamberimizin Allah’a Güvenmesi<br />
Peygamberimiz Allah’a son derece güvenir ve kendisini başarıya ulaştıracağına inanırdı. Hiçbir zaman bu inancını yitirmemiş, Allah’a daima güvenmiştir.<br />
Peygamberimiz Mekke-i Mükerreme’de yalnız ve kimsesiz kaldığı, en akla gelmeyecek felaketlere uğradığı; Uhut ve Huneyn Savaşları esnasında en ciddi tehlikelerle karşılaştığı zaman bile Allah’a olan güvenini yitirmemiştir.<br />
Peygamberimiz, Müslümanlığı açıktan açığa ilan etmeye başladığı zaman, Kureyş Kabilesinin yani Mekkelilerin ileri gelenleri amcası Ebü Talib’e başvurarak: “Ey Ebü Talip kardeşinin oğlu tanrılarımıza hakaret ediyor, atalarımızın sapıklık içinde yaşadıklarını söylüyor, bizi de ahmaklıkla suçluyor. Bunun için ya onu korumaktan, vazgeç, yada açıktan açığa onun tarafına geç ki biz de ona göre tavır alalım.” Demişlerdi.<br />
Ebü Talip, durumun çok tehlikeli bir sonuca gitmekte olduğunu gördü. Çünkü Mekkeliler onu bu davadan vazgeçirmeye kararlı idiler. Kendisi de onlara karşı koyacak güçte değildi. Bunun için Ebü Talip Peygamberimize:<br />
- Oğlum, bana bu kadar ağır bir yükü yükleme. Çünkü tahammül edemiyorum, dedi. Peygamberimiz kendisini koruyan amcasının bundan vazgeçmek niyetinde olduğunu ifade eden bu sözleri karşısında bile Allah’a olan güveni sarsılmamış:<br />
- Amca, Allah’a yemin ederim ki, bu adamlar bir elime güneşi, öteki elime de ayı koysalar, Peygamberliğimden zerre kadar ayrılmam. Ya Allah Teala, Peygamberliğimi ifa etmek için bana kuvvet verir, ya da bu uğurda kendimi feda ederim, demişti. Bu sözlerden Ebü Talip o kadar etkilenmiş ki:<br />
- Git oğlum, hiç kimse senin bir kılına dokunamaz, demekten kendini alamamıştı.<br />
Peygamberimiz Necid Savaşından dönüyordu, yorulmuşlardı. Arkadaşları ile birlikte bir Ağacın gölgesinde istirahata çekilmişler, hepsi de uyumuştu. Peygamberimizin kılıcı ağaçta asılı idi. Bu sırada oradan geçmekte olan bir Bedevi bu durumdan yararlanarak, Peygamberimizin kılıcını almış, kılıfından çekmiş ve Peygamberimize hücum etmişti. Peygamberimiz uyanmış, Bedevinin üzerine yürüdüğünü görmüştü. Bedevi:<br />
- Seni elimden şimdi kim kurtaracak! Diye bağırdı. Peygamberimiz hiç telaşlanmadan:<br />
¬¬- Allah, kurtaracak, diye cevap verdi. Bu cevap karşısında sarsılan Bedevinin elindeki kılıç yere düşmüştü.<br />
Peygamberimiz Allah’a son derece güvenmekle birlikte kendisine düşen görevleri de eksiksiz yapardı. Bunun en güzel örneği Mekke-i Mükerreme’den Medine’yi Müvevvere’ye hicreti esnasındaki davranışıdır. Önce Allah’ın hicret emrini saklı tutmuş, Hz. Ebü Bekir’den başkasına söylememişti. Sonra Hz. Ali’yi yatağına koymuş, geceyi yatağında geçirmesini emretmişti. Daha sonra gideceği istikamete ters bir yerde olan Sevr mağarasına sığınmıştı. Bütün bunlar o gün için alınabilecek tedbirlerdi. Peygamberimiz bunların hiçbirisini ihmal etmemiş, her türlü tedbiri almış, sonra da Allah’a güvenmişti. Onun için Peygamberimiz, devesin salıverip Allah’a havale ettiğini söyleyen kimseye:<br />
“Deveni bağla, sonra Allah’a güven” buyurmuştu.</p>
<p>Peygamberimizin Misafirseverliği<br />
Peygamberimizin üstün vasıflarından biri de misafirseverliğidir. Uzaktan yakından kendisini görmeye gelenlerin sayısı çoktu. O, misafirlerini en iyi şekilde ağırlar, onlara bizzat kendisi hizmet ederdi. Peygamberimiz, Müslüman olmayan misafirlerine de aynı şekilde davranırdı.<br />
Fazla misafir gelince evindeki yiyecekleri onlara verip çocukları ile birlikte geceleri aç yattığı zamanlar da olurdu.<br />
O, misafirlerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:<br />
“Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin.”</p>
<p>Peygamberimizin Temizliğe Önem Vermesi<br />
Peygamberimizin yaşayışı sade ve temiz idi. Bedenini daima temiz tutar, elbiselerinin temizliğine çok dikkat ederdi. Dişlerinin temizliğine ayrı bir önem verir ve dişlerini temizlemek için, o devirde bir çeşit diş fırçası olan misvak kullanırdı. Ashabına da diş temizliğini tavsiye ederdi.<br />
Peygamberimiz kirli insanlardan, pislikten haşlanmazdı. Ashabına camiye temiz gelmelerini söylerdi. Bir defasında üstü başı pis olarak camiye gelenlere: “Yıkandıktan sonra gelseniz daha iyi olurdu.” Buyurmuştur.</p>
<p>Peygamberimizin İbadeti<br />
- Peygamberimiz, her işini tam bir düzen içinde yapardı. İbadet zamanları, dinlenmek için ayırdığı Saatler belli idi. Vakitlerini boş geçirmez, her dakikasını faydalı bir işle değerlendirirdi.<br />
- Peygamberimiz, Allah’ın en sevgili kulu olduğu halde Allah’tan çok korkar, kıyamet gününde endişe ederdi.<br />
O, her an Allah’ı anar, ibadetten çok büyük haz duyardı. Geceleri kıldığı namazlarda uzun süre ayakta durmaktan ayakları bile şişerdi. Eşi Hz. Aişe onun bu durumunu görünce:<br />
- Ey Allah’ın Rasülü! Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı halde kendine niçin bu kadar zahmet ediyorsun? Deyince, Peygamberimiz ona şu cevabı vermiştir:<br />
- “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı”<br />
Peygamberimiz ibadete düşkün olmakla beraber rehbaniyeti sevmezdi.<br />
Rehbaniyet demek, Dünyadan el etek çekerek yaşamak, yalnız ahiret için çalışmak demektir. Peygamberimiz bunu kesinlikle sevmezdi. Hatta bazı sahabiler Hıristiyanların etkisinde kalarak dünyadan el etek çekmeye gönül vermişlerse de Peygamberimiz onları bu yoldan menetmişti.<br />
Araplar, birkaç günü birbirine ekleyerek oruç tutar ve buna “savm-ı Visal” derlerdi. Ashabdan bazıları bu şekilde oruç tutmak istemişler, ancak Peygamberimiz onları bundan vazgeçirmişti.<br />
Abdullah b. Ömer (r.a.) çok zahid ve takva sahibi bir kimse idi. Gündüzünü oruç tutarak, gecesini ibadet ederek geçirirdi. Peygamberimiz onun bu halinden haberdar olunca kendisine:<br />
- Haber aldım ki sen devamlı oruç tutuyor iftar etmiyorsun, geceleri namaz kılıyor hiç uyumuyorsun. (Böyle yapma) Bazen oruç tut, bazen de iftar et. Hem gece kalk namaz kıl, hem de uyu, istirahat eyle. Çünkü gözlerinin senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin ve çoluk çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır. Ayda üç gün oruç kafidir,” buyurdu. Abdullah İbn Ömer:<br />
- Fakat ben daha fazla oruç tutabilirim, dedi. Peygamberimiz:<br />
- O halde gün aşırı oruç tut. Orucun en güzel şekli budur, buyurdu. İbn Ömer daha fazla oruca izin verilmesini isteyince, Peygamberimiz:<br />
- “Hayır, daha fazlası iyi değildir.” Buyurmuştur.<br />
Bir yolculukta ashab’dan biri bir mağaraya rast gelmişti. Mağaranın ağzında su ve yeşillik vardı. Bu Sahabi Peygamberimiz yanına gelerek:<br />
- Ben bir mağara buldum. Etrafında su ve yeşillik var. Oraya çekilip münzevi bir hayat yaşamak istiyorum, demişti. Peygamberimiz böyle bir davranışın yanlış olduğunu bildirmek üzere şöyle buyurdu:<br />
- “Ben Museviliği veya Hıristiyanlığı telkin için gelmedim. Ben size İbrahim’in sade ve kolaylıkla yapılan dinini getirdim,”<br />
Bütün bunlar gösteriyor ki Peygamberimiz dünyadan el etek çekmekten hoşlanmamış, yaşayın insanın dünyanın nimet ve ziynetinden yararlanmasının dinin emri olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p>Peygamberimizin Allah Korkusu<br />
Peygamberimiz, alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber olduğu halde Allah Tealadan, herkesten daha çok korkar ve “Kıyamet günü acaba ne olacağım” derdi.<br />
Müslüman olanların on dördüncüsü ve Medine muhacirlerinden ilk vefat eden sahabi Osman İbn Maz’un (r.a.) öldüğü zaman Peygamberimiz ölüm haberini alır almaz evine gitmişti. Ensandan Ümmü Ala Bint-i Haris, Osman’ın cesedini göstererek:<br />
- Ey Ebü Saib, Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Senin hakkında bildiğim ve bu cemaate bildirmek istediğin şudur ki, sen Allah’ın rahmet ve inayetine erişmiş birisin, dedi. Bu sözleri dinleyen Peygamberimiz kadına dönerek:<br />
- “Allah Teala’nın bu ölüye ikram ve inayette bulunduğunu nereden biliyorsun? Diye sordu. Kadın:<br />
- Ey Allah’ın Rasülü babam anam sana feda olsun, Allah bu imanla, itaatli kuluna ikram etmez de yani kime ikram eder? Dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
- Osman İbn Maz’un ölmüştür. Allah’a yemin ederim ki, ben de bu mübarek ölü için hayır ve mutluluk umarım. Ama Allah’a yemin ederim ki, ben, Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamber olduğum halde Kıyamet gününde bana ne muamele edileceğini bilemem, buyurdu.<br />
Bir gün Hz. Ebü Bekir Peygamberimize:<br />
- Ey Allah’ın Rasülü, görüyorum ki saçlarınız ağarıyor, demiş, Peygamberimiz de:<br />
- “Evet, Hüd, Vakıa, Murselat ve Amme Süreleri beni ihtiyarlattı,” cevabını vermiştir.<br />
Bir gün Peygamberimiz bir cenazeye katılmış, cenazenin mezarı kazılmakta olduğundan beklemek mecburiyetinde kalmıştı. Bu, onu o kadar etkilemişti ki, ağlamış ve Toprak onu göz yaşları ile ıslanmıştı. Sonra da orada bulunanlara şu sözleri söylemişti:<br />
- “Kardeşlerim, kendinizi bugün için hazırlayın.”</p>
<p>Peygamberimizin Allah Sevgisi<br />
Kur-an’ı Kerim müminlerin Allah’ı her şeyden daha çok sevdiklerini bildiriyor.<br />
Şüphesiz Peygamberimiz Allah’ı herkesten daha çok severdi. Bunun için dir ki O, geceleri ayakları şişinceye kadar namazda dururdu.<br />
Hz. Aişe validemiz diyorlar ki; Peygamberimiz sabah namazının iki rekat sünnetini kıldıktan sonra:“Bu iki rekatın verdiği zevk yanında dünyanın bütün zevkleri hiçtir.” Derdi.<br />
Bu, Peygamberimizin Allah’a olan derin sevgisi sebebiyle O’na ibadet etmekten ne kadar büyük haz duyduğunun bir ifadesidir.<br />
Hz. Ömer (b. el-Hattab) anlatıyor: Bir gün Peygamberimiz çocuğundan ayrılan bir kadın gördü. Kadın, çocuğuna olan hasreti sebebiyle rastladığı her çocuğu kucağına alıyor ve emziriyordu. Peygamberimiz orada bulunan arkadaşlarına dönerek:<br />
- Bu kadın çocuğunu hiç ateşe atar mı? Diye sormuş orada bulunanlara:<br />
- Asla, cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
- O halde biliniz ki, Allah’ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden çok daha fazladır. Buyurdu.</p>
<p>Peygamberimizin Aile Hayatı<br />
Peygamberimiz örnek bir aile reisi idi. O, hanımlarına karşı çok nazik bir eş, çocuklarına karşı da şefkatli bir baba idi. Peygamberimiz ev işlerinde hanımlarına yardın eder, elbiselerini kendi eliyle yamar, ayakkabılarını tamir eder ve evi süpürürdü. Evin ihtiyaçlarını çarşı ve pazardan alarak eve kendisi getirirdi. O, ne kadın, ne de hizmetçi hiç kimseyi dövmemiş ve incitmemiştir.<br />
Peygamberimizin evi, dünyadaki aile yuvalarının en mutlusu idi. Bu yuvada kavga-gürültü yoktu. Huzur vardı. Peygamberimiz evde daima güler yüzle hareket eder, hanımlara karşı kırıcı söz söylemiz, kaba davranışta bulunmazdı. O, Müslümanların da aynı davranışta bulunmasını istemiş ve şöyle buyurmuştur:<br />
“Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı iyi davranandır.”<br />
Peygamber Efendimiz, erkeğin, eşini davranışlarını hoşgörü ile karşılamasını da istemiş ve şu tavsiyede bulunmuştur:<br />
“Bir kimse eşine nefret etmesin; çünkü hoşuna gitmeyen huyları varsa, buna karşılık hoşlanacağı huyları da vardır.”</p>
<p>Peygamberimizin Çocuk Sevgisi<br />
Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onları kucağına alıp okşar, sevgi ve şefkatle öperdi. Peygamberimiz, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i öpüyordu. Orada bulunan bir adam bunu görünce;<br />
- Benim on çocuğum var, onları hiç birini öpmüş değilim, dedi. Peygamberimiz ona:<br />
- Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz” buyurdu.<br />
Peygamberimiz namaz kılarken sevgili torunları Hasan ve Hüseyin omuzlarına çıkardı. O, ibadet halinde bile çocukların bu davranışını hoş karşılar, oyunlarına engel olmazdı.<br />
Bir yerde otururken kızı Hz. Fatıma gelince, ayağa kalkar, onu alnından öper ve onu yerine oturturdu. O, sadece kendi çocuklarını ve torunlarını değil, kimin çocuğunu görürse onunla konuşur, hatırını sorar ve severdi, çocuklara, hoşlarına giden şeyler vererek sevindirirdi. O, Müslüman olmayan kimselerin çocuklarını da sevip okşardı.<br />
Peygamberimiz, çocuklarla çok ilgilenirdi. Bir defa çocuklar arasında koşu düzenledi, kendisi de yarışın sona ereceği noktada durdu. Koşarak yanına gelen çocukları öptü ve kendilerine hediyelerini verdi.<br />
Peygamberimiz, çocuklarla ilgili şu öğütlerde bulunmuştur;<br />
“Allah’tan korkun çocuklarınız arasında adaletli davranın.”<br />
“Şüphesiz ki Allah, çocuklarınız arasında öpücüklerinizde de eşit davranmanızı sever.”<br />
Özet olarak Peygamberimiz; içi ve dışı tertemiz, kalbi; şefkat ve merhamet duyguları ile dopdolu, başkalarını kendinden çok düşünen, ömrünü insanlığın kurtuluşu için harcayan büyük bir Peygamber, en üstün ahlaki faziletleri kendinde toplayan örnek bir şahsiyet idi.<br />
Ne mutlu, O’nun gösterdiği aydınlık yoldan gidenlere&#8230;<br />
Ne mutlu, O’nun yaşayışını ve ahlaki davranışlarını örnek alanlara&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-guzel-ahlak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>peygamberimizin güzel sözleri</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-guzel-sozleri.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-guzel-sozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:47:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin]]></category>
		<category><![CDATA[sözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1572</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)´den Güzel Sözler
Ahir zamanda pek az bulunan şey, güvenilecek kardeş ve helal yoldan kazanılan paradır.
Ali bedenimde baş gibidir.
Alimlere sorun; hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun.
Allah hüzünlü kalbi sever.
Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)´den Güzel Sözler</p>
<p>Ahir zamanda pek az bulunan şey, güvenilecek kardeş ve helal yoldan kazanılan paradır.</p>
<p>Ali bedenimde baş gibidir.</p>
<p>Alimlere sorun; hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun.</p>
<p>Allah hüzünlü kalbi sever.</p>
<p>Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.</p>
<p>Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.</p>
<p>Allah(cc)’a iman ettikten sonra en üstün akıl, bir hakkı terk etmeden, halkla geçinebilmektir.</p>
<p>Allah&#8217;a isyan olan bir hususta kimseye hiç bir itaat yoktur. İtaat ancak marufta (ser&#8217;i ölçüler içerisinde)dir.</p>
<p>Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin.</p>
<p>Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.</p>
<p>Allah’ın kullarından hoşnutluğunun nişanesi, fiyatların düşük, hükümdarın ise adaletli olmasıdır. Allah’ın, onlara gazap etmesinin nişanesi ise, hükümdarın adaletsiz, fiyatların ise yüksek olmasıdır.</p>
<p>Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.</p>
<p>Allah&#8217;tan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder.</p>
<p>Akıllı kişi nefsine hâkim olup ölümden sonrası için iş yapandır. Açız(akılsız) kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonrada Allah&#8217;a karşı Temennide bulunandır.</p>
<p>Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir.</p>
<p>Arzusu ve hedefi Allah&#8217;tan başka şey olarak sabahlayan Allah(ın kulların)dan değildir. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.</p>
<p>Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.</p>
<p>Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.</p>
<p>Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar.</p>
<p>Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.</p>
<p>Bana benzemekten en çok uzak olanınız, cimri, ağzı bozuk ve çirkin söz söyleyen kimsedir.</p>
<p>Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. o zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.</p>
<p>Bela insanın diline bağlıdır. bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.</p>
<p>Benim Ehl-i Beyt’imi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin. (Tabiatıyla) Baş, gözler olmadan yolunu bulamaz.</p>
<p>Bilin ki, ümmetimin en kötüleri, kötülüklerinin korkusundan dolayı saygı gösterilen kimselerdir. Şerrinden korkularak saygı gösterilen kimse benden değildir.</p>
<p>Bir anlık tefekkür, bin yıl nafile ibadetten hayırlıdır.</p>
<p>Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.</p>
<p>Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.</p>
<p>Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.</p>
<p>Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.</p>
<p>Bir saat sonra kıyamet kopacak olsa, elinize bir fidan almışsanız yine de onu dikiniz.</p>
<p>Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.</p>
<p>Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin.</p>
<p>Birinizin yamalı bir elbise giymesi, kendisine güven duyulan bir görünüm vererek bedelini ödeyemeyeceği bir elbise alıp giymesinden daha iyidir.</p>
<p>Bizi aldatan bizden değildir.</p>
<p>Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. </p>
<p>Cennet (nefse ağır geldiği için) hoşlanılmayan şeylerle, cehennem de şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır.</p>
<p>Cihad, kıyamet gününe kadar geçerli bir emirdir.</p>
<p>Cihadın en faziletlisi zalim sultan katında hakkı söylemektir.</p>
<p>Cennet annelerin ayakları altındadır. </p>
<p>“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.</p>
<p>Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.</p>
<p>Dua da bir ibadettir.</p>
<p>Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.</p>
<p>Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir.</p>
<p>Eller üç kısımdır: Alan el, veren el ve tutan el. Bunların en iyisi ise veren eldir.</p>
<p>Emirleriniz hayırlılarınız, zenginleriniz hoşgörülüleriniz, işleriniz aranızda danışmayla olduğunda yerin üstü sizin için yerin altından daha hayırlıdır. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, işleriniz kadınlarınızın elinde olduğunda yerin altı sizin için yerin üstünden daha hayırlıdır.</p>
<p>En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.</p>
<p>En hayırlı (evli) erkek, eşine en iyi davranandır.</p>
<p>En hayırlınız Kur&#8217;an&#8217;ı öğrenen ve öğreteninizdir.</p>
<p>En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı beklemektir.</p>
<p>Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.</p>
<p>Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında, Cenab-ı Hak ta onlara rahmetle bakar. Şayet erkek, hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de, günahları parmaklarının arasından dökülür gider.</p>
<p>Evlat kokusu cennet kokusudur. </p>
<p>Fitne döneminde ibadete sarılmak, bana hicret etmek gibidir.</p>
<p>Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler) olur. İdareciler halka zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmurlar kesilir (Kuraklık ve kıtlık başlar). İslam toplumunda yaşayan gayr-ı müslimlere verilen sözler (taahhütler) yerine getirilmediğinde de düşman, Müslümanlara galip gelir.</p>
<p>Gerçek Müslüman, odur ki Müslümanlar kendisinin elinden ve dilinden emindir.Gerçek muhacir ise Allah&#8217;ın yasaklarını terk eden kimsedir.</p>
<p>Görmediği halde, vaat edilen cennet için, peşin olan şehveti terk eden kimseye ne mutlu.</p>
<p>Güler yüzlülük kini giderir.</p>
<p>Güzel ahlak, dostluğu sağlamlaştırır.</p>
<p>Güzel söz sadakadır.</p>
<p>Haksızlıkla bir makama ulaşan kimse, haddini aşmış sayılır.</p>
<p>Hangi arkadaş daha üstündür? Diye Resulullah(sav)’a sorulunca şöyle buyurdu: “Allah’ı hatırladığında sana yardım eden, Allah’ı unuttuğunda ise sana hatırlatan kimsedir.” Halkın en kötüsü kimlerdir? Diye sorduklarında Resulullah(sav) “Fesada bulaşan âlimlerdir.” buyurdu.</p>
<p>Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yakıp tükettiği gibi bütün hayırları yer tüketir.</p>
<p>Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.</p>
<p>Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.</p>
<p>Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.</p>
<p>Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.</p>
<p>Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar.</p>
<p>Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.</p>
<p>Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir.</p>
<p>Herhangi biriniz rüya görmezse üzülmesin. Çünkü ilmin derinliklerine dalan kimse, rüya görme özelliğini kaybeder.</p>
<p>Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.</p>
<p>Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.</p>
<p>Hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah’a dua etsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabeler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.</p>
<p>Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlattı: Allah Resulü (a.s.) temizleneceği zaman temizlenmeye, taranacağı zaman taranmaya, ayakkabı giyeceği zaman giymeye muhakkak sağdan başlamayı severdi.</p>
<p>Hiçbir mümin diğer bir mümine, onun hidayetni artıran ve onu helak olmaktan koruyan faydalı sözden daha değerli bir hediye vermemiştir.</p>
<p>Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir.<br />
Irkçılık üzere ölen de bizden (Müslümanlardan) değildir.</p>
<p>İbn Ömer&#8217;in (r.ahm.) rivayet ettiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.), kardeşine utanma nasihati vermekte olan bir adamı duyunca &#8220;utanmak imandandır&#8221; buyurdu.</p>
<p>İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.</p>
<p>İki günü bir olan bizden değildir.</p>
<p>İki sesi Allah sevmez: Musibete uğradığında feryat etmeyi ve nimete kavuştuğunda saz çalmayı.</p>
<p>İlim bir hazinedir; anahtarı sormaktır. Allah size rahmet etsin, sorun; çünkü sormakla dört kimse mükâfat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve onları seven.</p>
<p>İlim öğrenmek erkek-kadın tüm Müslümanlara farzdır.</p>
<p>İlim öğrenmek için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.</p>
<p>İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.</p>
<p>İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illAllah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.</p>
<p>İman, yetmiş küsur şubedir ve utanma imandan bir şubedir&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>İman ikiye ayrılır; yarısı sabır ve yarısı da şükürdür.</p>
<p>İmanı en üstün olanınız, en güzel ahlaklı olanınızdır.</p>
<p>İnsan oğlu ihtiyarladıkça ondaki iki haslet gençleşir: İhtiras (taman) ve arzu.</p>
<p>İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.</p>
<p>(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.</p>
<p>İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek&#8230; İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.</p>
<p>İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlar arasında dini konusunda(yapılan saldırılara) sabırla karşı koyan, kor parçasını avuçlayan gibi olacak.</p>
<p>İnsanlar babalarından çok zamanlarına benzerler.</p>
<p>İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.</p>
<p>İnsanlara layık oldukları değeri verin.</p>
<p>İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.</p>
<p>İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.</p>
<p>İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.</p>
<p>İslâm, güzel ahlâktır.</p>
<p>İslam cemaatinden bir karış da olsa ayrılan, boynundan İslam bağını çözmüş demektir.</p>
<p>İslam&#8217;ın dışında bir millet üzerine yemin eden, söylediği gibidir. (Onlardandır)</p>
<p>İslam&#8217;ın düğmeleri düğme düğme çözülecek (Şeriatın emirleri tek tek terk edilecek). Her düğme çözüldükçe insanlar onu takip eden düğmeyi çözmeye teşebbüs edecekler. Bu çözülen düğmelerin ilki idari konular, sonuncusu da namazdır.</p>
<p>İşler ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.</p>
<p>İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.</p>
<p>İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. etmez ise ehli sen olursun.</p>
<p>Kadere iman, Allah’ın birliği (tevhid) inancı ile irtibatlıdır.</p>
<p>Kalbinden tam bir sadakatle Allah&#8217;tan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in de Allah&#8217;ın resûlü olduğuna şehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem ateşine haram kılar.</p>
<p>Kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi, günahı işlemedikçe ölmez.</p>
<p>Kavimler layık oldukları şekilde yönetilirler. </p>
<p>Kıyamet gününde Allah, kullarından birini çağırır, huzurunda durdurarak malının hesabını sorduğu gibi, makamının da hesabını sorar.</p>
<p>Kıyamete yakın Müslümanlar içinde en az bulunacak şey; helal para ile kendisine güvenilecek arkadaştır.</p>
<p>Kim Allah ile kendisinin arasını düzeltir, güzel yaparsa; Allah da onun, insanlarla arasını düzeltir, güzel yapar. Kim iç dünyasını (kalbini, niyetini) düzeltirse, Allah da onun dışını (davranışlarını) düzeltir</p>
<p>Kim benim sünnetimi diriltirse (ihya eder ve yaşamında tatbik ederse) beni sevmiş olur. Beni seven de benimle beraber cennettedir.</p>
<p>Kim bir hayırlı işi yapmaya yönelirse, onu yapan kadar mükâfat alır.</p>
<p>Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır.</p>
<p>Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.</p>
<p>Kim gaza yapmadan ve içinde gaza yapma isteğini konuşturmadan ölürse, münafıklıktan bir çeşit üzere olur.</p>
<p>Kim itaatten bir el kadar ayrılırsa, kıyamet gününde Allah&#8217;ın huzuruna lehinde hiç bir delili olmadığı halde kavuşur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadığı halde ölürse cahiliye ölümüyle olmuş olur.</p>
<p>Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.</p>
<p>Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin. Kişi sevdiği ile beraber(haşrolunacaktır)dir.</p>
<p>Kişi din kardeşine kâfirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine döner.</p>
<p>Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.</p>
<p>Kendisini fakir gösteren kimse, fakirleşir.</p>
<p>Kim Allah’ı gazaplandırmakla bir güç sahibini(hükümdarı vb) hoşnut ederse, Allah’ın dininden çıkmış olur.</p>
<p>Kim mahlûkun rızasını, Halıkın gazabıyla kazanmaya çalışırsa, Allah-u Teala o mahluku ona musallat eder.</p>
<p>Kişinin dünya ve ahiretine faydası olmayan şeyleri terk etmesi, İslâm&#8217;ının güzelliğinden ileri gelir.</p>
<p>Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.</p>
<p>Koşarak yürümek mü’min’in değerini yok eder.</p>
<p>Kötü ahlaklılık, uğursuzluktur.</p>
<p>Kur’an’ın haram kıldığını, helal sayan bir kimse, Kur’an’a inanmamıştır.</p>
<p>Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.</p>
<p>Mazlumun bedduasından sakınınız. o dua ile Allah arasında perde yoktur.</p>
<p>Merhamet etmeyene merhamet edilmez.</p>
<p>Mülk küfr ile yaşar, zulm ile yaşamaz. (Adalet mülkün temelidir.)</p>
<p>Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)</p>
<p>Mü&#8217;min, elinden dilinden başka Müslümanların güvende olduğu kişidir.</p>
<p>Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.</p>
<p>Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.</p>
<p>Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.</p>
<p>Mü’minin saygınlık ve onuru; Allah’ın kendisine verdiğine kanaat edip, insanlardan bir şey beklememesidir.</p>
<p>Münafıklığın alameti üçtür : konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.</p>
<p>Müslüman dilinden ve elinden müslümanların güvende olduğu kişidir.</p>
<p>Mü’min de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.</p>
<p>Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.</p>
<p>Müslüman kardeşine sahtekârlık yapan, ona zarar veren ve ona hile yapan bizden değildir.</p>
<p>Müslüman, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.</p>
<p>Nefsim kudretinin elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki, Ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmiş olmaz.</p>
<p>Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.</p>
<p>Övmek ve övülmekten uzak durun. Çünkü o, kişiyi manen boğazlamaktır.</p>
<p>Ölmeden önce ölünüz.(Ölmünden önce Allah&#8217;a ulaşınız.)</p>
<p>Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan, ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir.</p>
<p>Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine&#8230;</p>
<p>Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.</p>
<p>Pişmanlık duymak, bir çeşit tövbedir.</p>
<p>Putlara tapmanın dışında, halkla cedelleşmekten men edildiğim kadar hiçbir şeyden men edilmedim.</p>
<p>Rabb olarak Allah&#8217;a, din olarak İslam&#8217;a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kişi imanın tadını tatmış demektir.</p>
<p>Rabbını gazablandıracak bir meselede sultanı hoşnud eden(etmeye çalışan) Allah&#8217;ın dininden çıkmış olur.</p>
<p>Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.</p>
<p>Sabırlı ve temkinli davranmak Allah’tan; acele etmek ise şeytandandır.</p>
<p>Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.</p>
<p>Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.</p>
<p>Siz iffetli (namuslu) olunuz ki, hanımlarınız da iffetli olsunlar. Anne babanıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler.</p>
<p>Sizden birinizin, arzusu benim getirdiğim (Kur&#8217;an&#8217;a Şeriat)e uymadıkça kâmil imanla iman etmiş olamaz.</p>
<p>Sizden kim (Şeriata uymayan) bir kötü iş görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle bügzetsin. Bu sonuncusu ise imanın en zayıf mertebesidir.</p>
<p>Sizden biriniz, (din) kardeşinin aynasıdır. Öyle ise onun üzerinde rahatsız edici bir şey gördüğünde gidersin.</p>
<p>Sizden biriniz mal ve halk (evlat) hususlarında kendisinden üstün olan kimselere baktığında bir de kendisinin üstün olduğu daha aşağı kimselere baksın.</p>
<p>Sizden bir kimse mescide girdiğinde oturmadan önce iki rekât namaz kılsın.</p>
<p>Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.</p>
<p>Sizden her kim, bir hurmanın yarısı ile de olsa kendini ateşten korumaya gücü yeterse bunu yapsın.</p>
<p>Sizin hayırlı olanınız aile efradına hayırlı olanınızdır.</p>
<p>Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız.</p>
<p>Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.</p>
<p>Sözlerin en doğrusu Allah&#8217;ın kitabıdır. Hayat tarzlarının en güzeli Muhammed(ş.a.v) in hayat tarzıdır. İşlerin en şerlileri sonradan uyduranlardır. Her sonradan uydurulan şey bid&#8217;attır. Her bid&#8217;at sapıklıktır ve her sapıklık da Cehennem&#8217;dedir.</p>
<p>Şeref, edep iledir. Soy ile değildir.</p>
<p>Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cennete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin. Namusunuzu titizlikle koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Haramın her türlüsünden çekinin.</p>
<p>Şu dört şey kime verilirse, dört nimetten mahrum kalmaz:<br />
Kendisine mağfiret dilemek (hasleti) verilen, bağışlanmaktan mahrum kalmaz. Şükretmek (hasleti) verilen, nimetin çoğalmasından mahrum olmaz. Tövbe etmek (hasleti) verilen, tövbesinin kabul olunmasından mahrum olmaz Dua etmek (hali) verilen de icabet edilmekten mahrum olmaz.</p>
<p>Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i okuyan bir kısım insanlar olacak. Fakat onların okuduğu boğazlarını geçmeyecek. Onlar tıpkı okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, sonra da tekrar ona dönmeyecekler. O kimseler, insanların ve hayvanların en şerlileri (kötüleri)dir.</p>
<p>Temizlik imanın yarısıdır.</p>
<p>Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.</p>
<p>Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.</p>
<p>Ümmetim dinar ve derhemi(parayı, maddi varlıkları) yücelttiği zaman onlardan İslam&#8217;ın heybeti kaldırılır. İyilikle emretmeyi terk ettikleri zaman da vahyın bereketinden mahrum kılınırlar.</p>
<p>Ümmetimden bir takım kimseler, ismini değiştirerek şarabı(alkollü içecekleri) içecekler. Bu esnada başkaları ucunda (yanlarında) çalgılar çalınacak ve şarkıcı kadınlar olacak. İşte önün için Allah onları yere batıracak ve aralarından bazılarının şekli maymun&#8217;a ve domuz&#8217;a çevrilecek.</p>
<p>Üç şeyden dolayı ümmetim için korkuyorum: İhtiraslı olmak, heva-hevese uymak ve sapık önder.</p>
<p>Ümmetinin cemaatinin kimler olduğu hakkında Resulullah(sav)’a soru soran bir kişiye şöyle buyurdu: “Ümmetimin cemaati, az olsalar da hak ehli olanlardır.”</p>
<p>Veren el alan elden hayırlıdır.Çünkü veren el, infak edici, alan el ise isteyici eldir.</p>
<p>Vatan sevgisi imandandır.</p>
<p>Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helak olursun. Beşincisi işe, ilme ve ilim ehline buğzetmendir.</p>
<p>Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.</p>
<p>Yıldızlar (denizlerde yolunu kaybedenlerin) boğulmaktan emanda kalmalarına (kurtulmalarına) vesiledir; benim Ehl-i Beyt’im ise ümmetimin ihtilaftan emanda kalmalarına vesiledir. Bu yüzden Arap’tan bir kabile onlarla muhalefet ederse ihtilafa düşer ve şeytanın hizbinde yer alır.</p>
<p>Yiyip şükreden kimse, oruç tutup susan kimseden daha üstündür.</p>
<p>Yönetimlerini bir kadının eline veren toplum hiçbir zaman kurtuluşa eremez.</p>
<p>Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir.</p>
<p>Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.</p>
<p>Zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeği, ne kötü bir yemektir!</p>
<p>Zenginlik, servetin çokluğuyla değildir. Gerçek zenginlik ruhun zenginliğidir.</p>
<p>Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.</p>
<p>Ali bin Ebu Talib hakkındaki sözleri:</p>
<p>Ben ilim şehriyim Ali ise kapısıdır. İlmi isteyen kimse kapıdan girmelidir.(“İlim şehri” hadisi Sıhah, Sünen ve Müsned kitap yazarlarının mütevatir olarak rivayet ettikleri hadislerden biridir.)</p>
<p>Ben hikmet eviyim Ali ise kapısıdır.</p>
<p>Ali benim ilmimin kapısıdır ve benden sonra uğruna gönderildiğim şeyi beyan eden kimsedir.</p>
<p>Ey Ali sen benden sonra ümmetin ihtilafa düşeceği hususları beyan edecek kimsesin.</p>
<p>Rabbini zikreden kişi ile zikretmeyen kimsenin benzeri diri ile ölü gibidir.</p>
<p>Kişi sevdiğiyle beraberdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/peygamberimizin-guzel-sozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>güzel ahlak ayet</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/guzel-ahlak-ayet.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/guzel-ahlak-ayet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:12:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1521</guid>
		<description><![CDATA[Güzel Ahlâk&#8217;ın Fazileti ve Kötü Ahlâk&#8217;ın Zemmi Ayet ve Hadîsler
Allah Teâlâ, peygamberini ve habîbini, onu medh ve senâ ederek ve ona verdiği nimetlerini zikrederek şöyle buyurmuştur:
Gerçekten sen pek büyük bir ahlâk üzeresin! (Kâlem/4)
Âişe validemiz de şöyle der:
Hz. Peygamber&#8217;in ahlâkı Kur&#8217;an&#8217;dı!1
Bir kişi Hz. Peygamber&#8217;e güzel ahlâkı sorduğunda, Hz. Peygamber ona cevap olarak şu ayeti okumuştur:
Sen bağışlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel Ahlâk&#8217;ın Fazileti ve Kötü Ahlâk&#8217;ın Zemmi Ayet ve Hadîsler</p>
<p>Allah Teâlâ, peygamberini ve habîbini, onu medh ve senâ ederek ve ona verdiği nimetlerini zikrederek şöyle buyurmuştur:</p>
<p>Gerçekten sen pek büyük bir ahlâk üzeresin! (Kâlem/4)<br />
Âişe validemiz de şöyle der:</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in ahlâkı Kur&#8217;an&#8217;dı!1</p>
<p>Bir kişi Hz. Peygamber&#8217;e güzel ahlâkı sorduğunda, Hz. Peygamber ona cevap olarak şu ayeti okumuştur:</p>
<p>Sen bağışlama yolunu tut! İyiliği emret ve cahillerden yüzçevir!<br />
(A&#8217;raf/199)<br />
Sonra da şöyle buyurmuştur:</p>
<p>Güzel ahlâk, seninle akrabalık bağlarını kesen akrabana sıla-i rahim yapmak, seni mahrum edene vermek ve sana zulmedeni affetmektir.</p>
<p>Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: &#8216;Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim&#8217;.2</p>
<p>Kıyamet gününde herhangi bir kulun terazisine konan en ağır şey, takvası ve güzel ahlâktır.3</p>
<p>Bir zat gelerek Hz. Peygamber&#8217;e şöyle sordu: &#8216;Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Din nedir?&#8217; Hz. Peygamber (s.a) &#8216;Din güzel ahlâktır&#8217; diye cevap verdi. Aynı adam, Hz. Peygamber&#8217;in sağ tarafına geçerek &#8216;Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Din nedir?&#8217; diye sordu. Hz. Peygamber &#8216;Din güzel ahlâktır&#8217; dedi. Sonra aynı adam, Hz. Peygamber&#8217;in arkasına geçti ve &#8216;Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Din nedir?&#8217; diye sordu. Hz. Peygamber &#8216;Sen anlamaz mısın, din öfkelenmemendir&#8217; dedi.4<br />
Bir ara Hz. Peygamber&#8217;e &#8216;Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Şûm nedir?&#8217; diye soruldu. Cevap olarak şöyle dedi: &#8216;Ahlâkın kötüsüdür&#8217;.5</p>
<p>Bir kişi, Hz. Peygamber&#8217;e gelerek şöyle dedi:<br />
-Bana nasihat et!<br />
-Nerede olursan ol, Allah&#8217;tan kork!<br />
-Dahasını söyle ey Allah&#8217;ın Rasûlü!<br />
-Günahının arkasından sevap işle ki o günahı silsin!<br />
-Dahasını söyle ey Allah&#8217;ın Rasûlü!<br />
-İnsanlarla iyi geçin.6</p>
<p>Hz. Peygamber &#8216;Amellerin hangisi daha üstün ve faziletlidir?&#8217; diye sordu, sonra cevap olarak da &#8216;Güzel ahlâk!&#8217; dedi</p>
<p>Başka bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurur:</p>
<p>Kitabu Riyazet &#8216;in-Nefs ve Tehzib&#8217;il-Ahlâk 141</p>
<p>Allah Teâlâ bir kulunun yaratılış ve ahlâkını o kulunu ateşe atmak için güzelleştirmemiştir. (Kulunun sûretini ve ahlâkını güzelleştirdiği takdirde onu ateşe yem yapmaz).7</p>
<p>Fudayl der ki: Hz. Peygamber&#8217;e (s.a) şöyle denildi: &#8216;Filan kadın gündüz oruç tutar, gece ibâdet eder. Fakat buna rağmen kötü ahlâklıdır, diliyle komşularına eziyet verir&#8217;. Hz. Peygamber şöyle dedi:</p>
<p>O kadında hayır yoktur! O ateş ehlindendir.8: Ebu Derdâ der ki: Hz. Peygamber&#8217;den dinledim, şöyle buyurdu</p>
<p>Kıyamette insanoğlunun terazisine ilk konan şey, güzel ahlâk ve cömertliktir.9</p>
<p>Allah Teâlâ imanı yarattığı zaman, iman şöyle dua etti: &#8216;Ey Allahım! Beni kuvvetlendir&#8217;. Bu duasına binaen Allah Teâlâ onu güzel ahlâk ve cömertlikle takviye etti. Küfrü yarattığı zaman küfür de şöyle dedi: &#8216;Yarab! Beni kuvvetlendir&#8217;. Bunun üzerine Allah Teâlâ kendisini cimrilik ve kötü ahlâkla takviye etti.</p>
<p>Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:</p>
<p>Muhakkak ki Allah Teâlâ bu dini kendi zatı için seçti. Sizin dininize ancak cömertlik ve güzel ahlâk yakışır. Dikkat edin! Dininizi güzel ahlâk ve cömertlikle süsleyin.10</p>
<p>Güzel ahlâk, Allah Teâlâ&#8217;nın en büyük mahlûkudur. 11 Hz. Peygamber&#8217;e şöyle soruldu:</p>
<p>-Ey Allah&#8217;ın Rasülü! Mü&#8217;minlerin hangisi iman yönünden<br />
daha faziletlidir?</p>
<p>-Ahlâkça en iyisi hangisi ise&#8230;12</p>
<p>Muhakkak ki, sizler halkı mallarınızla zengin kılamazsınız ve memnun edemezsiniz. Bu bakımdan onlara güler yüz ve güzel ahlâkla yardım ediniz.13</p>
<p>Kötü ahlâk, sirkenin balı bozduğu gibi, sâlih amelleri bozar.14</p>
<p>Cerir b. Abdullah Hz. Peygamber&#8217;in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:</p>
<p>Muhakkak sen öyle bir kişisin ki, Allah senin sûretini güzel yapmıştır. Bu bakımdan sen de ahlâkını güzelleştir.15</p>
<p>Berra b. Azib şöyle anlatır: &#8216;Hz. Peygamber (s.a) yüz bakımından insanların en güzeli olduğu gibi, ahlâk bakımından da onların en güzeliydi&#8217;.10</p>
<p>Ebu Mes&#8217;ud Bedrî Hz. Peygamber&#8217;in duasında şöyle dediğini nakleder:</p>
<p>Ey Allahım! Sûretimi güzelleştirdin. Bu bakımdan ahlâkımı da güzelleştir.17<br />
Abdullah b. Amr Hz. Peygamber&#8217;in şu duayı çokça okuduğunu rivayet eder:</p>
<p>Ey Allahım! Senden sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk dilerim.18 Ebu Hüreyre (r.a) Hz. Peygamber&#8217;den şu hadîsi rivayet eder:</p>
<p>Mü&#8217;min bir kimsenin şerefi dinidir. Soyu sopu güzel ahlâkıdır. Mürüvveti ise aklıdır.19</p>
<p>Usâme b. Şerik şöyle anlatır: Bedeviler Hz. Peygamber&#8217;e şöyle sordular: &#8216;Bir kula verilen en hayırlı şey nedir?&#8217; Hz. Peygamber (s.a) &#8216;Güzel ahlâk&#8217; buyurdu.20</p>
<p>Muhakkak ki benim nezdimde en sevimliniz ve kıyamet gününde meclis bakımından bana en yakınınız ahlâkça en güzel olanlarınızdır.21</p>
<p>İbn Abbas Hz. Peygamber&#8217;in şöyle buyurduğunu rivayet eder:</p>
<p>Üç haslet vardır, onların üçü veya onlardan biri bir insanda yoksa, o insanın hiçbir ameline güvenmeyiniz: Kişiyi Allah&#8217;ın günahlarından meneden takva veya bir hilm ki, o hilm saldırgan bir kimseyi durdurur veya bir ahlâk ki kişi onunla insanlar arasında yaşayabilir.22</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in namazın başlangıcındaki dualarından birisi şudur:</p>
<p>Ey Allahım! Beni ahlâkların en güzeline hidayet et! Çünkü ahlâkların en güzeline ancak sen hidayet edersin. Benden huyların rezillerini uzaklaştır. Çünkü senden başka kötü ahlâkı uzaklaştıracak yoktur.23</p>
<p>Enes (r.a) der ki: Biz birgün Hz. Peygamber ile beraberdik Hz. Peygamber şöyle buyurdu:</p>
<p>Muhakkak ki güzel ahlâk, güneşin buzu eritmesi gibi, ha-tayı (günahı) eritir.24</p>
<p>Güzel ahlâk, kişinin saadetindendir.25</p>
<p>Meymenet güzel ahlâktır.26 Hz. Peygamber (s.a) Ebu Zer el-Gıfârî&#8217;ye şöyle demiştir:</p>
<p>Ey Ebu Zer! Tedbir gibi akıl, güzel ahlâk gibi soy ve sop yoktur!27</p>
<p>Enes&#8217;ten şöyle rivayet ediliyor: Ümmü Habîbe (r.a) Hz. Peygamber&#8217;e şöyle sordu:</p>
<p>-Kadının dünyada iki kocası olmuşsa, kadın da onlar da ölüp, üçü de cennete giderse, acaba bu kadın cennette hangi kocasına verilecektir?<br />
-Dünyada iken kadının nezdinde hangisinin ahlâkı daha güzelse ona verilir. Ey Ümmü Habibe! Güzel ahlâk hem dünyanın ve hem de âhiretin hayrını gerektirir.28</p>
<p>Başarılı olan bir müslüman, güzel ahlâkının ve mertebesinin şerefi sayesinde muhakkak ki gündüz oruçlu, gece ibâdet eden bir kimsenin derecesini elde eder,29</p>
<p>Başka bir rivayette &#8216;Sıcak günlerde susuz kalanın derecesini elde eder&#8217; buyurulmuştur.</p>
<p>Abdurrahman b. Semüre der ki: Biz Hz. Peygamber&#8217;in (s.a) yanında iken kendileri şöyle buyurdu:</p>
<p>Ben dün akşam acaip birşey gördüm. Ümmetimden biri diz çökerek oturmuştu. Onunla Allah arasında perde vardı. Bu esnada güzel ahlâkı geldi (perdeyi kaldırıp) onu Allah&#8217;ın huzuruna soktu!30</p>
<p>Enes (r.a) Hz. Peygamber&#8217;in şöyle dediğini rivayet eder:</p>
<p>Muhakkak ki kul, güzel ahlâkının sayesinde âhirette en büyük dereceye ulaşır, konakların en güzeline girer. Oysa ibâdette kendisi zayıftır.31</p>
<p>Rivayet ediliyor ki Hz.Ömer (r.a) Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna girmek için izin istedi. O esnada Hz. Peygamber&#8217;in yanında, Hz. Peygamber ile konuşan ve çokça soru soran ve seslerini Hz. Peygamber&#8217;in sesinden daha fazla yükselten bir grup Kureyş kadını bulunuyordu. Hz. Ömer, Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna girmek için izin istediği zaman, kadınlar aceleyle perde arkasına gittiler. Hz. Ömer, Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna girdiğinde Hz. Peygamber&#8217;in güldüğünü gördü ve &#8216;Annem-babam sana feda olsun ya Rasûlullah! Niçin gülüyorsun?&#8217; diye sordu. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurdu:</p>
<p>-Benim yanımda oturan şu kadınların haline hayret ediyorum. Senin sesini işitir işitmez acelece perde arkasına gittiler.32</p>
<p>Hz. Ömer &#8216;Herkesten daha fazla senden korkmaları gerekiyordu&#8217; dedikten sonra yüzünü kadınlara çevirdi ve şöyle haykırdı:</p>
<p>-Ey nefislerinin düşmanları! Siz Peygamber&#8217;den korkmuyorsunuz da benden mi korkuyorsunuz?</p>
<p>-Evet, sen Hz. Peygamber&#8217;den daha katı ve az merhametlisin!</p>
<p>Bunun üzerine Hz. Peygamber, Hz. Ömer&#8217;e şunları söyledi:<br />
-Ey Hattab&#8217;ın oğlu! Dahası var! Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah&#8217;a yemin ederim ki, bir yolda yürüdüğünde</p>
<p>şeytan sana rastlarsa muhakkak yolunu değiştirir.33</p>
<p>Kötü ahlâk, affedilmez bir günahtır. Kötü zan ise, şerleri doğuran bir hatadır.34</p>
<p>Muhakkak ki kul, kötü ahlâkından ötürü cehennemin en alt kısmına varır (düşer).35</p>
<p>Ashab&#8217;ın ve Âlimlerin Sözleri</p>
<p>Lokman Hakîm&#8217;in oğlu babasına şöyle sorar:<br />
-Babacığım! İnsanın hangi hasleti daha hayırlıdır?<br />
-Din!<br />
-Hayırlı olan hasleti iki ise, hangileri olur?<br />
-Din ile mal&#8230;<br />
-Üç olursa?<br />
-Din, mal, hayâ&#8230;<br />
-Dört olursa?<br />
-Din, mal, hayâ ve güzel ahlâktır&#8230;<br />
-Beş olursa?<br />
-Din, mal, hayâ, güzel ahlâk ve cömertliktir.<br />
-Altı olursa?<br />
-Ey oğlum! İnsanoğlunda, saydığım bu beş haslet birden bulunduğu zaman, o tertemiz ve muttakîdir. Allah&#8217;ın velisidir.<br />
Şeytandan uzaktır.</p>
<p>Hasan Basrî şöyle demiştir: &#8216;Ahlâkı kötü olan, nefsini azaba verir&#8217;.<br />
Enes b. Mâlik şöyle demiştir: &#8216;Muhakkak kul güzel ahlâk sayesinde, âbid olmadığı halde cennetin en yüce derecesine varır. Kötü ahlâkı yüzünden de -âbid olduğu halde- cehennemin en aşağısına düşer!&#8217;</p>
<p>Yahya b. Muaz şöyle demiştir: &#8216;Ahlâk&#8217;ın güzelliğinde rızıkların hazineleri vardır. Kötü ahlâklının misâli, kırılmış testi gibidir. Ne düzeltilebilir ve ne de gerisin geriye dönüp çamur olabilir!&#8217;</p>
<p>Fudayl b. Iyaz şöyle demiştir: &#8216;Güzel ahlâklı fâcir bir kimsenin benimle arkadaşlık yapması, bence kötü ahlâklı bir âbidin ar-kadaşlığından daha sevimlidir&#8217;.<br />
İbn Mübarek, bir seferinde kötü ahlâklı bir kişi ile arkadaşlık yaptı. Onun eziyetlerine göğüs gererek onunla iyi geçindi, ondan ayrıldığı zaman ağladı. Kendisine &#8216;Neden ağlıyorsun?&#8217; denince, &#8216;Ona olan şefkatimden ağlıyorum. Ben ondan ayrıldığım halde onun kötü ahlâkı ondan ayrılmamaktadır&#8217; dedi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî şöyle demiştir: &#8216;Dört şey vardır ki, kulu derecelerin en yücesine vardırır, kulun ameli ve ilmi az olsa da&#8230; Onlar hilm, tevâzu, cömertlik ve güzel ahlâktır. Güzel ahlâk ise, imanın kemâlidir&#8217;.</p>
<p>Kettânî der ki: &#8216;Tasavvuf ahlâk demektir. Bu bakımdan ahlâ-ken senden ileride bulunan bir kimse, Tasavvuf&#8217;ta da senden ileri-dir&#8217;.</p>
<p>Hz. Ömer (r.a) şöyle demiştir: İnsanlarla olan ilişkilerinizde güzel ahlâka sarılın. Fakat amellerinizle onlara muhalefet edin&#8217;.</p>
<p>Yahya b. Muaz şöyle demiştir: &#8216;Kötü ahlâk öyle bir kötülüktür ki onunla beraber çokça yapılan haseneler fayda vermez. Güzel ahlâk öyle bir hasenedir ki onunla beraber çokça yapılan günahlar zarar vermezler&#8217;.</p>
<p>İbn Abbas&#8217;a &#8216;Kerem ne demektir?&#8217; diye sorulduğunda, şöyle demiştir: &#8220;Kerem o şeydir ki, Allah Teâlâ onu Kitab-ı Kerîm&#8217;inde beyan ederek şöyle buyurmuştur: &#8216;Muhakkak sizin Allah nezdinde en kerîminiz ve şerefliniz takvaca en önde olanınızdır&#8217;. (Hucurât/13)&#8221;<br />
Denildi ki: &#8216;Haseb (soy, sop) ne demektir?&#8217; Şöyle dedi: &#8216;Ahlâken sizin en güzeliniz, soy-sop yönünden en üstününüzdür&#8217;.</p>
<p>İbn Abbas şöyle demiştir: &#8216;Her binanın bir temeli vardır. İslâm&#8217;ın temeli de güzel ahlâktır&#8217;.</p>
<p>Atâ (r.a) şöyle der: &#8216;Yücelen bir kimse, ancak güzel ahlâkla yü-celmiştir. Hiç bir kimse -Hz. Peygamber müstesna- güzel ahlâkın kemâline tam mânâsıyla varmamıştır&#8217;. (Çünkü Allah Teâlâ: &#8216;Muhakkak sen büyük bir ahlâk üzeresin&#8217; (Kalem/4) buyurmuştur).<br />
Bu bakımdan Allah nezdinde insanların en sevimlisi, güzel ahlâk ile Hz. Peygamber&#8217;in yolunu ve izini takip edenlerdir.</p>
<p>1)İbn Merduveyh<br />
2)Hâkim, İmam Ahmed, Beyhakî<br />
3)Ebû Dâvud, Tirmizî<br />
4)Muhammed b. Nesr<br />
5)İmam Ahmed<br />
6)Tirmizî<br />
7)Sohbet Âdâbı bölümünde geçmişti.<br />
8)İmam Ahmed, Hâkim<br />
9)Ebu Dâvud, Tirmizî, (bir benzerini)<br />
10)Dârekutnî ve Harâitî<br />
11)Taberânî<br />
12)Ebu Dâvud, Tirmizî, Nesâî, Hâkim<br />
13)Bezzar, Ebu Yâ&#8217;lâ, Taberânî<br />
14)İbn Hibban, Beyhakî<br />
15)Harâitî<br />
16)Harâitî<br />
17)Harâitî<br />
18)Harâitî<br />
18) İbn Hibban, Hâkim, Beyhakî 20) İbn Mâce<br />
25)Harâitî<br />
26)Harâitî<br />
27)İbn Mâce, İbn Hibban<br />
28)Bezzar, Taberânî, Harâitî<br />
29)İmam Ahmed<br />
30)Harâitî<br />
31)Taberânî, Harâitî<br />
32)Müslim, Buhârî<br />
33)Müslim, Buhârî<br />
34)Taberânî<br />
35) Harâitî</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/guzel-ahlak-ayet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>güzel ahlakla ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/guzel-ahlakla-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/guzel-ahlakla-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:07:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlakla]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1517</guid>
		<description><![CDATA[BAKARA SURESİ
*129 &#8211; Ey bizim Rabbimiz bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki onlara senin âyetlerini tilavet eylesin kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin hikmet sahibi Sensin.
*151 &#8211; Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor sizi temizliyor size kitabı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BAKARA SURESİ</p>
<p>*129 &#8211; Ey bizim Rabbimiz bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki onlara senin âyetlerini tilavet eylesin kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin hikmet sahibi Sensin.</p>
<p>*151 &#8211; Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik. O size âyetlerimizi okuyor sizi temizliyor size kitabı ve hikmeti öğretiyor. Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor.</p>
<p>*172 &#8211; Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah&#8217;a şükredin eğer yalnız O&#8217;na kulluk ediyorsanız.</p>
<p>*232 &#8211; Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp engellemeyin. İşte bu içinizden Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir siz bilemezsiniz</p>
<p>AL-İ İMRAN SURESİ</p>
<p>*77 &#8211; Allah&#8217;a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.</p>
<p>*164 &#8211; Andolsun ki Allah müminlere kendilerinden onlara kendi âyetlerini okuyan onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.</p>
<p>NİSA 49 &#8211; Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.</p>
<p>ENFAL : 53 &#8211; Bu Allah&#8217;ın bir kavme verdiği nimeti onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten herşeyi bilendir</p>
<p>NUR SURESİ</p>
<p>*21 &#8211; Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse şunu bilsin ki o edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah&#8217;ın lütuf ve merhameti olmasaydı içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir.<br />
*28 &#8211; Orada kimse bulamazsanız size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size &#8220;Geri dönün!&#8221; denilirse hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah yaptığınızı bilir.</p>
<p>*30 &#8211; (Resulüm!) Mümin erkeklere gözlerini (harama) dikmemelerini ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarından haberdardır.</p>
<p>*CUMA&#8217;A : 2 &#8211; O&#8217;dur ki ümmiler içinde kendilerinden olan ve onlara Allah&#8217;ın âyetlerini okuyan onları temizleyen onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi. Oysa onlar önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.</p>
<p>*KALEM : 4 &#8211; Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.</p>
<p>*ABESE : 3 &#8211; Ne bilirsin belki o temizlenecek?</p>
<p>*ABESE : 7 &#8211; Onun temizlenmemesinden sana ne?*</p>
<p>*ŞEMS : 9 &#8211; Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur. *</p>
<p>*LEYL : 18 &#8211; O ki Allah yolunda malını verir temizlenir.</p>
<p>*TEVBE : 103 &#8211; Onların mallarından sadaka al ki onunla kendilerini temizlersin tertemiz edersin. Bir de haklarında hayır dua et. Çünkü senin duan kalblerini yatıştırır. Allah işitendir bilendir.</p>
<p>*KEHF SURESİ*</p>
<p>*19 &#8211; Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da içlerinden bir sözcü şöyle dedi: &#8220;Ne kadar durup kaldınız?&#8221; (Kimi) &#8220;Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık&#8221; dediler. (Kimi de) şöyle dediler: &#8220;Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size azık getirsin. Hem çok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin.&#8221;</p>
<p>*74 &#8211; Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: &#8220;Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın&#8221; dedi.</p>
<p>*MERYEM : 19 &#8211; Melek: &#8220;Ben sana temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin gönderdiği bir elçiyim&#8221; dedi.</p>
<p>*TAHA : 76 &#8211; Adn cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. Meâl-i Şerifi</p>
<p>*FATIR : 18 &#8211; Hem günah çeken bir kimse başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah&#8217;adır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/guzel-ahlakla-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
