<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süper Buldum &#187; kuranda</title>
	<atom:link href="http://www.superbuldum.com/tag/kuranda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.superbuldum.com</link>
	<description>SB Teknoloji Deyimler Özlü Sözler Blogu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Jun 2010 19:40:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.3</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>kuranda akılla ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-akilla-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-akilla-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:41:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[akılla]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1562</guid>
		<description><![CDATA[Bilin ki gerçekten , ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. (HADİD SURESİ / 17)
Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilin ki gerçekten , ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. (HADİD SURESİ / 17)</p>
<p>Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir. (HAŞR SURESİ / 14)</p>
<p>, onlar için şiddetli bir azab hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, ’tan korkun. Doğrusu , size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur’an) indirmiştir. (TALAK SURESİ / 10)</p>
<p>Ve derler ki: “Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık.” (MÜLK SURESİ / 10)</p>
<p>“Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan her şeyin de Rabbidir” dedi (Musa). (ŞUARA SURESİ / 2</p>
<p>Size verilen her şey, yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür. katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. Yine de, akıllanmayacak mısınız? (KASAS SURESİ / 60)</p>
<p>Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır. (ANKEBUT SURESİ / 35)</p>
<p>İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez. (ANKEBUT SURESİ / 43)</p>
<p>Andolsun onlara: “Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?” diye soracak olursan, şüphesiz: “” diyecekler. De ki: “Hamd ’ındır.” Hayır, onların çoğu akletmiyorlar. (ANKEBUT SURESİ / 63)</p>
<p>Size bir korku ve umut (unsuru) olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (RUM SURESİ / 24)<br />
__________________<br />
Nakşi Haznevi Tarikatı&#8217;nın Gayesi İslamı&#8217;n Ameli Yönünü Uygulamaktır.<br />
Bir Muride Lazım olan Şey; Haramlardan Kaçınması,<br />
Vacipleri Yapması, Uygun Değilse Mübahları Terketmesidir.<br />
ŞEYH MUHAMMED el-haznevi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-akilla-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda cennetle ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-cennetle-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-cennetle-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:32:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[cennetle]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1550</guid>
		<description><![CDATA[Cennete yalnızca müminler gireceklerdir
İşte bütün bu hükümler, Allah&#8217;ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah&#8217;a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. (NİSA/13)
Muhacir ve Ensar&#8217;dan İslâm&#8217;a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cennete yalnızca müminler gireceklerdir</p>
<p>İşte bütün bu hükümler, Allah&#8217;ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah&#8217;a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. (NİSA/13)</p>
<p>Muhacir ve Ensar&#8217;dan İslâm&#8217;a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah&#8217;dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur. (TEVBE/100)</p>
<p>İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. (BAKARA/82)</p>
<p>Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar. (HİCR/45)</p>
<p>Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah&#8217;ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur. (TEVBE/72)</p>
<p>Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat&#8217;ta da, İncil&#8217;de de Kur&#8217;ân&#8217;da da Allah&#8217;ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah&#8217;dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur. (TEVBE/111)</p>
<p>-</p>
<p>Cennette müminlerin karşılanışı</p>
<p>Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. &#8220;Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet&#8217;e&#8230;&#8221; derler. (NAHL/32)</p>
<p>Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: &#8220;Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!&#8221; derler. (ZÜMMER/73)</p>
<p>Onlara: &#8220;Selametle güven içinde oraya girin&#8221; denir. (HİCR/46)</p>
<p>İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. (FURKAN/75)</p>
<p>Adn cennetlerine girecekler, atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler:</p>
<p>&#8220;Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!&#8221; (RA&#8217;D/23-24)</p>
<p>İman edip salih ameller işleyenler ise, Rablerinin izniyle içinde sürekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri &#8220;selâm!&#8221;dır. (İBRAHİM/23)</p>
<p>-</p>
<p>Orada sonsuz bir yaşam vardır</p>
<p>Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur. (TEVBE/89)</p>
<p>Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur. (MAİDE/85)</p>
<p>İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: &#8220;Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir&#8221; derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar. (BAKARA/25)</p>
<p>O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): &#8220;Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir.&#8221; (denilir) İşte büyük kurtuluş budur! (HADİD/12)</p>
<p>-</p>
<p>Allah&#8217;ın rızası ve hoşnutluğu vardır</p>
<p>De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah&#8217;dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür. (AL-İ İMRAN/15)</p>
<p>İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır. (TEVBE/20)</p>
<p>Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O&#8217;ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur. (BEYYİNE/8)</p>
<p>Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!</p>
<p>Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.</p>
<p>Kullarımın arasına gir.</p>
<p>Cennetime gir. (FECR/27-30)</p>
<p>Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah&#8217;ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur. (TEVBE/72)</p>
<p>Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah&#8217;tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (HADİD/20)</p>
<p>-</p>
<p>Genişliği yer ile göğün genişliği kadardır</p>
<p>Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah&#8217;tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun! (AL-İ İMRAN/133)</p>
<p>Rabbinizden bir mağfirete; Allah&#8217;a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu Allah&#8217;ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. (HADİD/21)</p>
<p>-</p>
<p>Büyük bir zenginlik ve ihtişam vardır</p>
<p>Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır. (RAHMAN/54)</p>
<p>Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün. (İNSAN/20)</p>
<p>-</p>
<p>Irmaklar vardır</p>
<p>(Eğer böyle yaparsanız Allah) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur. (SAF/12)</p>
<p>Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar. (FURKAN/10)</p>
<p>Her kim iyi bir iş yaparsa onun faydası kendisinedir. Kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize döndürüleceksiniz. (CASİYE/15)</p>
<p>İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız. (NİSA/57)</p>
<p>-</p>
<p>Pınarlar vardır</p>
<p>İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. (RAHMAN/50)</p>
<p>Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır. (MÜRSELAT/41)</p>
<p>Bu orada bir pınardır ki, adına &#8220;selsebil&#8221; derler. (İNSAN/18)</p>
<p>-</p>
<p>Yeşillikler vardır</p>
<p>İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları vardır. (RAHMAN/48)</p>
<p>(Bu cennetler) yemyeşildirler. (RAHMAN/64)</p>
<p>-</p>
<p>Ne sıcak, ne soğuk, tam kararında gölgelikler vardır</p>
<p>Uzamış gölgeler, (VAKİ&#8217;A/30)</p>
<p>İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız. (NİSA/57)</p>
<p>Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk. (İNSAN/13)</p>
<p>-</p>
<p>Yüksek köşklerde ve güzel konaklarda otururlar</p>
<p>Fakat o Rablerine sığınarak korunanlar için altlarından ırmaklar akan, üzerlerinden şehnişinler yapılmış, şehnişinli (balkonlu) köşkler vardır. Bu, Allah&#8217;ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz. (ZÜMER/20)</p>
<p>Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler. (SEBE/37)</p>
<p>İman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükafatı ne güzeldir! (ANKEBUT/58)</p>
<p>Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar. (FURKAN/10)</p>
<p>-</p>
<p>Yükseklere kurulmuş tahtlar vardır</p>
<p>(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler. (VAKİ&#8217;A/15)</p>
<p>(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler. (SAFFAT/44)</p>
<p>-</p>
<p>En güzel giysiler ve takılar vardır</p>
<p>Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir. (İNSAN/21)</p>
<p>Şüphesiz Allah iman edip yararlı iş işleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bilezikler ve inciler takınacaklar. Oradaki elbiseleri de ipektendir. (HAC/23)</p>
<p>Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir. (İNSAN/12)</p>
<p>Onlara Adn cennetleri vardır. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altın bilezikler ve incilerle süsleneceklerdir. Orada elbiseleri de ipektir. (FATIR/33)</p>
<p>-</p>
<p>Cennetteki yiyecek ve içecekler</p>
<p>Onlara damgalı saf bir içki sunulur.</p>
<p>Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler. (MUTTAFFİFİN/25-26)</p>
<p>Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu? (MUHAMMED/15)</p>
<p>Pek çok meyva arasında,</p>
<p>Tükenmeyen ve yasaklanmayan (VAKİ&#8217;A/32-33)</p>
<p>Dalbastı kirazlar,</p>
<p>Meyva dizili muzlar, (VAKİ&#8217;A/28-29)</p>
<p>Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.</p>
<p>Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.</p>
<p>Beğendikleri meyvalar,</p>
<p>Canlarının çektiği kuş etleri, (VAKİ&#8217;A/18-21)</p>
<p>İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.</p>
<p>Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir (SAFFAT/45-47)</p>
<p>Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir. (SAFFAT/42-43)</p>
<p>Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.</p>
<p>Bir kaynak ki ondan Allah&#8217;ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu. (İNSAN/5-6)</p>
<p>Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir. (İNSAN/21)</p>
<p>Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.</p>
<p>Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.</p>
<p>Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.</p>
<p>Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir. (İNSAN/14-17)</p>
<p>Bahçeler var, bağlar var. (NEBE/32)</p>
<p>-</p>
<p>Cennette insanın nefsinin dilediği herşey vardır</p>
<p>Onlar, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın, Allah&#8217;ın âyetleri hakkında mücadele ederler. Bu durum, Allah katında ve iman edenler yanında büyük bir buğzu gerektirir. İşte Allah, her böbürlenen zorbanın kalbini öyle bir tabiat ile mühürler. (MÜ&#8217;MİN/35)</p>
<p>Onlar da: &#8220;Hamdolsun o Allah&#8217;a ki, bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz&#8221; derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel işleyenlerin! (ZÜMER/74)</p>
<p>Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız. (ZUHRUF/71)</p>
<p>Sen kıyamet günü kazandıkları şeyin cezası başlarına gelirken zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlar için istedikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur. (ŞURA/22)</p>
<p>Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar. (ENBİYA/102)</p>
<p>-</p>
<p>Orada müminlere büyük bir nimet verilir</p>
<p>Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir. (SAFFAT/43)</p>
<p>Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur. (ĞAŞİYE/8)</p>
<p>-</p>
<p>Mutluluk ve huzur dolu bir yaşam vardır</p>
<p>Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün. (MUTAFFİFİN/24)</p>
<p>Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir. (İNŞİKAK/9)</p>
<p>Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir. (İNSAN/11)</p>
<p>Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.</p>
<p>Rabbine bakar. (KIYAMET/22-23)</p>
<p>Şimdi iman edip salih ameller yapmış olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neşelenirler. (RUM/15)</p>
<p>Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.</p>
<p>Yaptığından hoşnuttur.</p>
<p>Yüksek bir cennettedir. (ĞAŞİYE/8-10)</p>
<p>Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. (MERYEM/60)</p>
<p>Allah onları hoşnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Şüphesiz Allah Alîmdir (herşeyi bilir) Halîmdir, (Kullarına yumuşak davranır.). (HAC/59)</p>
<p>Artık o hoşnut bir hayattadır. (HAKKA/21)</p>
<p>-</p>
<p>Güvenlik vardır</p>
<p>Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.(SEBE/37)</p>
<p>-</p>
<p>Kin ve nefret yoktur</p>
<p>Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. &#8220;Bizi buna erdiren Allah&#8217;a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler.&#8221; derler. Onlara şöyle seslenilir: &#8220;İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuz&#8221;. (A&#8217;RAF/43)</p>
<p>Biz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar. (HİCR/47)</p>
<p>-</p>
<p>Boş konuşma ve yalan yoktur</p>
<p>Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.</p>
<p>Duydukları söz, yalnız &#8220;selam&#8221;, &#8220;selam&#8221; dır. (VAKİ&#8217;A/25-26)</p>
<p>Orada boş bir söz işitmez. (ĞAŞİYE/11)</p>
<p>Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan. (NEBE/35)</p>
<p>-</p>
<p>Yorgunluk ve bıkkınlık yoktur</p>
<p>&#8220;Lütfundan bizi durulacak bir yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanç gelmeyecektir.&#8221; (FATIR/35)</p>
<p>Orada kendilerine hiçbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan çıkarılacak da değillerdir. (HİCR/48)</p>
<p>-</p>
<p>Korku ve hüzün yoktur</p>
<p>Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah&#8217;tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. (A&#8217;RAF/35)</p>
<p>Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah&#8217;a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir. (BAKARA/62)</p>
<p>Allah&#8217;ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. (AL-İ İMRAN/170)</p>
<p>Onlar orada şöyle derler: &#8220;Hamd olsun Allah&#8217;a, bizden o üzüntüyü giderdi. Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir.&#8221; (FATIR/34)</p>
<p>-</p>
<p>Güzel yüzlü ve güzel huylu eşler vardır</p>
<p>İçlerinde güzel huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır.</p>
<p>Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?</p>
<p>Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır. (RAHMAN/70-72)</p>
<p>İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: &#8220;Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir&#8221; derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar. (BAKARA/25)</p>
<p>Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır. (SAFFAT/48)</p>
<p>İri gözlü hûriler,</p>
<p>Saklı inciler gibi,</p>
<p>Yaptıklarına karşılık olarak verilir. (VAKİ&#8217;A/22-24)</p>
<p>Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).</p>
<p>Onları bâkireler yaptık.</p>
<p>Hep yaşıt sevgililer, (VAKİ&#8217;A/35-37)</p>
<p>-</p>
<p>Cennet halkı genç ve yaşıttır</p>
<p>Hep yaşıt sevgililer, (VAKİ&#8217;A/37)</p>
<p>Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın. (İNSAN/19)</p>
<p>-</p>
<p>Cennete girenler kurtuluşa ermişlerdir</p>
<p>Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir. (AL-İ İMRAN/185)</p>
<p>(Eğer böyle yaparsanız Allah) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur. (SAF/12)</p>
<p>İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur. (BURUC/11)</p>
<p>O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): &#8220;Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir.&#8221; (denilir) İşte büyük kurtuluş budur! (HADİD/12)</p>
<p>-</p>
<p>Not: Burada bulunan ayetler ve konular sınırlıdır. Tamamı için Kuran-ı Kerim Meali&#8217;ni bütün olarak okumanızı tavsiye ederiz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-cennetle-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda namazla ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-namazla-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-namazla-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:29:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[namazla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1546</guid>
		<description><![CDATA[KUR’AN DA NAMAZ İLE İLGİLİ AYETLER
2 Bakara Suresi
3- Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
43- Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
45- Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah&#8217;a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
83- Hani bir vakitler İsrailoğulları&#8217;ndan şöylece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KUR’AN DA NAMAZ İLE İLGİLİ AYETLER<br />
2 Bakara Suresi<br />
3- Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.<br />
43- Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.<br />
45- Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah&#8217;a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.<br />
83- Hani bir vakitler İsrailoğulları&#8217;ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah&#8217;dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.<br />
110- Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.<br />
153- Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.<br />
177- Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah&#8217;a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.<br />
238-Namazlara ve orta namaza devam edin. Gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.<br />
239-Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekte iken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah&#8217;ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın).<br />
277- İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.<br />
3 Ali İmran Suresi<br />
42 &#8211; Hani melekler: &#8220;Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. 43- Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rüku&#8217; edenlerle beraber rüku&#8217; et&#8221; demişlerdi.<br />
4 Nisa Suresi<br />
43- Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.<br />
77- Kendilerine, &#8220;Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin&#8221; denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah&#8217;tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve &#8220;Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?&#8221; derler. Onlara de ki: &#8220;Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez.&#8221;<br />
101- Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.<br />
102- Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.<br />
103- Namazı kıldıktan başka, Allah&#8217;ı ayakta iken, otururken, yan üstü yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda namazı gereğince kılın. Şüphesiz namaz müminlere belirli vakitlerde farzdır.<br />
142- Münafıklar, Allah&#8217;ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah&#8217;ı pek az anarlar.<br />
162- Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.<br />
5 Maide Suresi<br />
6 &#8211; Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.<br />
12 &#8211; Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki lider göndermiştik&#8230; Allah şöyle demişti: &#8221; Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.<br />
55- Sizin asıl dostunuz Allah&#8217;tır, O&#8217;nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.<br />
58- Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.<br />
91 &#8211; Şeytan, şüphesiz içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah&#8217;ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?<br />
6 En’am Suresi<br />
71- De ki: &#8220;Biz Allah&#8217;ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?&#8221;. De ki: &#8220;Allah&#8217;ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb&#8217;ine teslim olmamız emrolundu&#8221;.72- Bize: &#8220;Namazı dosdoğru kılın, Allah&#8217;a karşı gelmekten sakının&#8221; (diye emredildi), toplanacağınız yer O&#8217;nun huzurudur.<br />
92- Bu Kitap (Kur&#8217;ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab&#8217;a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.<br />
162- De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.<br />
7 A’raf suresi<br />
170- Onlar ki Kitaba sımsıkı sarılırlar ve namazı kılarlar; elbette, biz iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.<br />
206- Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp Allah&#8217;a kulluk etmekten asla geri durmazlar. O&#8217;nu tesbih ederler ve O&#8217;na secde ederler.<br />
8 Enfal suresi<br />
3- Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcarlar.<br />
9 Tevbe Suresi<br />
11. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme böyle açıklarız.<br />
18- Allah&#8217;ın mescidlerini, ancak Allah&#8217;a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah&#8217;dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.<br />
71- Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah&#8217;a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah onlara rahmet edecektir. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.<br />
112- Tevbe eden, ibadet eden, hamd eden, oruç tutan, rüku eden, secde eden, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçiren, Allah&#8217;ın hududunu koruyan o müminleri, müjdele.<br />
10 Yunus Suresi<br />
87- Biz Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: &#8220;Kavminiz için Mısır&#8217;da evler yaptırın ve evlerinizi namazgah yapın , namazı kılın ve müminlere müjde verin.&#8221;<br />
11 Hûd Suresi<br />
114. Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.<br />
13 Ra’d Suresi<br />
22. Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.<br />
14 İbrahim Suresi<br />
31- (Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: &#8220;Namazı dosdoğru kılsınlar, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar.&#8221;<br />
37- &#8220;Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram&#8217;ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.<br />
40- &#8220;Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!<br />
17 İsrâ Suresi<br />
78- Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.<br />
79- Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur&#8217;ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir.<br />
110- (Sen onlara) de ki: İster &#8220;Allah&#8221; deyin, ister &#8220;Rahmân&#8221; deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O&#8217;nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.<br />
19 Meryem Suresi<br />
31- &#8220;Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.&#8221;<br />
55- Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.<br />
59- Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki &#8220;Gayya&#8221; vadisini boylayacaklardır.)<br />
65- O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O&#8217;na ibadet et ve O&#8217;na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah&#8217;ın ismini taşıyan başka birini bilir misin?<br />
20 Taha Suresi<br />
14- Şüphesiz ben Allah&#8217;ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.<br />
130- O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.131- Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.132- (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.<br />
21 Enbiya Suresi<br />
73- Onları emrimizle insanlara doğru yolu gösteren imamlar kıldık ve onlara hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik ve Onlar bize kulluk eden kimselerdi.<br />
22 Hacc Suresi<br />
35- Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.<br />
41- Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah&#8217;a âittir.<br />
77- Ey iman edenler! rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz.<br />
78- Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim&#8217;in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur&#8217;ân&#8217;da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O&#8217;dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah&#8217;a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!<br />
23 Mü’minun Suresi<br />
1- Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,2- Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,3- Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,4- Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,5- Ve onlar ki, iffetlerini korurlar.<br />
8- Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,9- Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,<br />
24 Nûr Suresi<br />
37- Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah&#8217;ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.<br />
56- Hem namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.<br />
25 Furkan Suresi<br />
63- O çok merhametli Allah&#8217;ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) &#8220;selam&#8221; derler (geçerler).<br />
64- Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar.<br />
27 Neml Suresi<br />
3- Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.<br />
29 Ankebut Suresi<br />
45- Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah&#8217;ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.<br />
30 Rum Suresi<br />
17- Akşama girerken ve sabaha girereken hepiniz Allah’ı tesbih edin. 18- Göklerde ve yerde, ikindileyin de, öğleye erdiğiniz zaman da hamd O&#8217;na mahsustur.<br />
31- Hepiniz O&#8217;na gönül verin ve O&#8217;ndan korkun. Namaz kılın ve müşriklerden olmayın.<br />
31 Lokman Suresi<br />
4- Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.<br />
5- İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.<br />
13- Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: &#8220;Yavrucuğum! Allah&#8217;a ortak koşma, çünkü Allah&#8217;a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür.&#8221;14- Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): &#8220;Bana, anana ve babana şükret&#8221; diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır.15- Bununla beraber eğer her ikisi de bilmediğin bir şeyi, bana ortak koşman hususunda seni zorlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin ve bana yönelenlerin yolunu tut. Sonra dönüşünüz ancak banadır. O zaman ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.16- &#8220;Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır.&#8221;17- &#8220;Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir.&#8221;<br />
35 Fatır Suresi<br />
18- Günah işleyen hiçbir nefis başkasının günahını çekmez. Yükü ağır bir kişi, onun yüklenilmesini istese-yakını bile olsa- ondan bir şey yüklenmez. Sen ancak görmedikleri halde Rablerinden korkanları ve namazı kılmış olanları uyarırsın. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah&#8217;adır.<br />
29- Allah&#8217;ın kitabını okuyan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umabilirler.<br />
39 Zümer Suresi<br />
9- Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: &#8220;Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?&#8221; Doğrusu akıl sahiplaeri öğüt alıp düşünür.<br />
42 Şûra Suresi<br />
36-Size verilen herhangi bir şey, yalnızca dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah Katında olan ise; hem daha hayırlı, hem de daha devamlıdır. Bu iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler içindir. 37- Ve büyük günahlardan, hayasızlıktan kaçınanlar, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar içindir.38- Ve Rablerine icabet edenler, namaz kılanlar içindir. Onların işleri, aralarında şura iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler.<br />
48 Fetih Suresi<br />
29-Muhammed Allah&#8217;ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah&#8217;tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat&#8217;taki vasıflarıdır. İncil&#8217;deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.<br />
50 Kâf Suresi<br />
39- Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazlarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et. 40- Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O’nu tesbih et.<br />
51 Zariyat Suresi<br />
15-16- Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı. 17- Onlar geceleyin pek az uyurlardı. 18- Onlar seher vakitlerinde Allah&#8217;tan bağışlanma dilerlerdi. 19- Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.20-21- Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?<br />
52 Tûr Suresi<br />
48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et. 49- Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O&#8217;nu tesbih et.<br />
53 Necm Suresi<br />
62.Haydi Allah için secdeye kapanın ve O&#8217;na kulluk edin.<br />
58 Mücadele Suresi<br />
13. Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah&#8217;a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.<br />
62 Cuma Suresi<br />
9- Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah&#8217;ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. 10- Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah&#8217;ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah&#8217;ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.<br />
68 Kalem Suresi<br />
42- O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler. 43- Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.<br />
70 Mearic Suresi<br />
8- O gün gök erimiş bir maden gibi olur. 9- Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur. 10- Dost dostun halini soramaz. 11- Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını, 12- Eşini ve kardeşini, 13- Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini, 14- Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin. 15- Hayır, o alevlenen bir ateştir. 16- Derileri kavurur, soyar. 17- Çağırır, sırtını dönüp gideni, 18- Mal toplayıp kasada yığanı, 19- Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır. 20- Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır. 21- Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder. 22- Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır. 23- Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar. 24- Onların mallarında belli bir hak vardır, 25- Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için. 26- Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.<br />
32- Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler. 33- Şahitliklerinde dürüsttürler. 34- Namazlarına devam ederler. 35- İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.<br />
73 Müzzemmil Suresi<br />
20-Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur&#8217;ân&#8217;dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah&#8217;ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur&#8217;ân&#8217;dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah&#8217;a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah&#8217;tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.<br />
74 Müddessir Suresi<br />
38- Her nefis kendi kazancına bağlıdır. 39- Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç. 40- Onlar cennettedirler, sorup dururlar. 41- Suçluların durumunu. 42- &#8220;Nedir sizi Sakar&#8217;a(Cehenneme) sokan?&#8221; diye. 43- Suçlular der ki: &#8220;Biz namaz kılanlardan değildik.&#8221; 44- &#8220;Yoksula da yedirmezdik.&#8221;<br />
75 Kıyamet Suresi<br />
30- İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir. 31. Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı. 32. Fakat yalanladı ve döndü.<br />
76 İnsan Suresi<br />
25- Sabah akşam Rabbinin ismini an. 26- Gecenin bir bölümünde de O&#8217;na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O&#8217;nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).<br />
77 Mürselat Suresi<br />
48- Onlara: &#8220;Rüku edin&#8221; denildiği zaman etmezler. 49- Vay haline o gün yalanlayanların!<br />
87 A’lâ Suresi<br />
14- Doğrusu arınan felâh bulmuştur. 15-Rabbinin adını anıp namaz kılan…<br />
96 Alâk Suresi<br />
9-O yasaklayanı gördün mü? 10- Bir kulu, namaz kılarken? 19- Sakın sen ona uyma . Secde et ve yaklaş.<br />
98 Beyyine Suresi<br />
5- Halbuki onlar, dini sadece Allah&#8217;a tahsis ederek, Allah&#8217;ı birleyerek, ancak Allah&#8217;a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.<br />
107 Ma’un Suresi<br />
1- Dini yalanlayanı gördün mü? 2- İşte o, öksüzü iter, kakar. 3- Yoksulu doyurmaya önayak olmaz. 4- Vay haline o namaz kılanların ki, 5- Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler. 6- Gösteriş yaparlar onlar, 7-Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).<br />
108 Kevser Suresi<br />
1- Muhakkak biz sana Kevser&#8217;i verdik. 2- Öyleyse Rabb&#8217;in için namaz kıl ve kurban kes. 3-Muhakkak ki zürriyetsiz olan, sana buğzedendir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-namazla-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda temizlikle ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-temizlikle-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-temizlikle-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:29:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[temizlikle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1544</guid>
		<description><![CDATA[Kuranda temizlikr
5:6 &#8211; 	Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuranda temizlikr<br />
5:6 &#8211; 	Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.<br />
8:11 &#8211; 	O sırada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu.<br />
74:4 &#8211; 	Elbiseni temizle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-temizlikle-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda yahudilerle ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-yahudilerle-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-yahudilerle-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:27:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[yahudilerle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1542</guid>
		<description><![CDATA[Bugün tarihçilerin ortak kabul ettiği bir gerçek vardır: İslam dünyasında hiç bir zaman antisemitizm görülmemiş, Yahudiler (ve Hıristiyanlar) kendi inanç, adet ve hatta hukuklarına göre herhangi bir baskı ve zulüm görmeden asırlarca yaşamışlardır. Bu hoşgörü ve güven ortamının başlıca nedeni, Kuran ahlakıdır. Kuran&#8217;da Yahudiler ve Hıristiyanlar &#8220;Kitap Ehli&#8221; olarak ifade edilir ve Müslümanlar ile Kitap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün tarihçilerin ortak kabul ettiği bir gerçek vardır: İslam dünyasında hiç bir zaman antisemitizm görülmemiş, Yahudiler (ve Hıristiyanlar) kendi inanç, adet ve hatta hukuklarına göre herhangi bir baskı ve zulüm görmeden asırlarca yaşamışlardır. Bu hoşgörü ve güven ortamının başlıca nedeni, Kuran ahlakıdır. Kuran&#8217;da Yahudiler ve Hıristiyanlar &#8220;Kitap Ehli&#8221; olarak ifade edilir ve Müslümanlar ile Kitap Ehli arasında dostça bir yaşam tavsiye edilir. Kuran&#8217;a göre Kitap Ehli&#8217;nin yemeğini yemek ve Kitap Ehli&#8217;nden hanımlarla evlenmek Müslümanlara serbest kılınmıştır (Maide Suresi, 5). Bu hükümler, Müslümanlar ile ehli kitap arasında nikah sonucu akrabalık bağlarının kurulabileceğini, iki tarafın birbirlerinin yemek davetlerine icabet edebileceklerini gösterir ki, bunlar sıcak insani ilişkiler ve huzurlu bir ortak yaşam kurulmasını sağlayacak esaslardır.</p>
<p>Allah Kuran&#8217;da, Müslümanlara, müşrik insanlara (yani Allah&#8217;tan gelen bir vahye uymayan putperestlere) bile güvenlik sağlamalarını emreder: &#8220;Eğer müşriklerden biri, senden &#8216;eman (güvenlik) isterse&#8217;, ona eman ver; öyle ki Allah&#8217;ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu &#8216;güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.&#8221; (Tevbe Suresi, 6) Müşriklere göre Müslümanlara çok daha yakın bir inanç ve ahlaka sahip olan Kitap Ehli&#8217;ne ise, daha da fazla bir saygı, hoşgörü ve yardımseverlik göstermek gerekmektedir.</p>
<p>Bir başka ayette, Kitap Ehli dahil tüm gayrı Müslimlere, Müslümanlara düşmanca davranmamaları şartıyla, iyilikle davranmak şöyle emredilir:</p>
<p>Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp- çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever&#8230; (Mümtehine Suresi,</p>
<p>Dolayısıyla, Müslümanlar, kendileriyle aynı toplumda yaşayan tüm Yahudi ve Hıristiyanlar ile son derece sıcak bir komşuluk ilişkisi kurmakla yükümlüdürler. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede ise, Kitap Ehli, Müslümanlar üzerine bir emanettir.</p>
<p>Kuran&#8217;da Ehl-i Kitaba Karşı Hoşgörü</p>
<p>De ki: &#8220;Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyelim, O&#8217;na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.&#8221; Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: &#8220;Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız.&#8221; (Al-i İmran Suresi, 64)</p>
<p>Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü&#8217;minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır. (Maide Suresi, 5)</p>
<p>Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah&#8217;a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah&#8217;a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah&#8217;ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir. (Al-i İmran Suresi, 199)</p>
<p>Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)</p>
<p>&#8230;Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: &#8220;hıristiyanlarız&#8221; diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. (Maide Suresi, 82)</p>
<p>İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: &#8220;Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O&#8217;na teslim olmuşuz.&#8221; (Ankebut Suresi, 46)</p>
<p>&#8230;Kitap Ehli&#8217;nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah&#8217;ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir. (Al-i İmran Suresi, 113-115)</p>
<p>Şüphesiz, iman edenler(le) yahudiler, hıristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 62)</p>
<p>Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiîler ve hıristiyanlardan Allah&#8217;a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (Maide Suresi, 69)</p>
<p>Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp- çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi,</p>
<p>Bu ayetlerin yanısıra, Allah bazı ayetlerde de Yahudilerin günahlarını ve hatalarınI da haber vermiştir:</p>
<p>Yahudilerin Tevrat&#8217;i Tahrif Etmesine Dair Ayet-i Kerimeler</p>
<p>Kendilerine Tevrat verildikten sonra onu kabul etmeyenler, kitap yüklü merkep gibidirler. Allah&#8217;in ayetlerini yalanlayan böyle bir kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez. (Cuma Suresi, 5)</p>
<p>Kitabi elleriyle yazip sonra onu az bie degerle degistirmek için : &#8220;Bu, Allah katindandir&#8221; diyenlerin vay haline! Ellerinin yazdigindan dolayi vay hallerine! Kazandiklari günahdan dolayi vay hallerine! (Bakara Suresi, 79)</p>
<p>Yahudiler: &#8220;Üzeyr Allah&#8217;in ogludur&#8221; dediler. Hristiyanlar da &#8220;Isa Mesih Allah&#8217;in ogludur&#8221; dediler. Bu, onlarin agizlarinda geveledikleri sözlerdir. Onlar bu sözlerini kendilerinden önceki kafirlerin sözlerine benzetirler. Allah, bunlari kahretsin! Nasil da uyduruyorlar? (Tevbe Suresi, 30)</p>
<p>Onlardan bir cemaat, kitaptan olmadigi halde tahrif ettiklerini, kitaptan sanasiniz diye kitabi dilleriyle egip bükerek: &#8220;Bu Allah katindandir&#8221; derler. Halbuki o, Allah katindan degildir. Böylece bile bile Allah&#8217;a karsi yalan söylerler. (Al-i İmran Suresi, 7</p>
<p>Ey peygamberler! kalpleri inanmadigi halde agizlariyla: &#8220;Iman ettik&#8221; diyenlerden ve yahudilerden inkara kosanlar seni üzmesin. Onlar çokça yalan dinlerler. Sana gelmeyen baska bir kavme çokça kulak verirler. Bunlar, kitabin kelimelerini asil yerlerinden degistirirler. Kendilerine uyanlara: &#8220;Bu degisik sekliyle size verilirse alin, verilmezse kaçinin&#8221; derler. (Maide Suresi, 41)</p>
<p>Onlarin, size inanacaklarini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir cemaat, Allah&#8217;in kelamini dinleyip iyice anladiktan sonra onu bile bile tahrif ediyorlar. (Bakara Suresi, 75)</p>
<p>Israilogulllarina sor. Kendilerine ne kadar apaçik ayetler gönderdik. Kim Allah&#8217;in nimeti kendisine geldikten sonra onu degistirirse, süphesiz ki Allah, azabi çok siddetli olandir. (Bakara Suresi, 211)</p>
<p>Yahudilerin İnsanlari Saptirmalarina Dair Ayet-i Kerimeler</p>
<p>Yahudiler: &#8220;Allah&#8217;in eli sikidir&#8221; dediler. Dediklerinden ötürü elleri baglansin ve kendilerine lanet olsun! Aksine Allah&#8217;in nimet veren elleri açiktir. Diledigi gibi sarfeder. Süphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler onlarin çogunun azginligini ve inkarini artiracaktir. Biz onlarin arasina, kiyamete kadar düsmaligi ve kini saldik. Ne zaman harp için bir ates tutustursalar, Allah onu söndürür. Onlar yeryüzünde bozgunculuga kosarlar. Süphesiz ki Allah, bozgunculari sevmez. (Maide Suresi, 64)</p>
<p>Ey Muhammed! Süphesiz insanlardan iman edenlere en siddetli düsman olarak yahudileri ve Allah&#8217;a ortak kosanlari bulursun. (Maide Suresi, 82)</p>
<p>Kitap ehlinden bir cemaat, sizi dogru yoldan saptirmak isterler. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptirirlar da farkina varmazlar. (Al-i İmran Suresi, 69)</p>
<p>Kendilerine kitaptan bir pay verilenleni görmüyor musun? onlar sapikligi satin aliyor ve sizin de dogru yoldan sapmanizi istiyorlar. (Nisa Suresi, 44)</p>
<p>Ey iman edenler! Hahamlar ve papazlardan pek çogu haksiz yere insanlarin mallarini yerler. Onlari Allah&#8217;in yolundan alikoyarlar. (Tevbe Suresi, 34)</p>
<p>Allah&#8217;in lanet ettigi kimseler, iste bunlardir. Allah kime lanet ederse artik siz ona bir yardimci bulamazsiniz. (Nisa Suresi, 52)</p>
<p>Israilogullarindan inkar edenler, Davud&#8217;un ve Meryemoglu İsa &#8216;nin lisaniyla lanetlendiler. Bu onlarin isyan etmeleri ve asiri gitmelerindendi. (Maide Suresi, 7</p>
<p>Sonuçta, Kuran&#8217;da işledikleri pek çok önemli hatalar ve günahlar haber verilmekte, Yahudiler bunlardan vazgeçmeye davet edilmekte, ancak her halükarda Müslümanların Yahudilere karşı hoşgörülü ve affedici davranmaları emredilmektedir.</p>
<p>Kaldı ki, Yahudilerin tüm bir millet olarak belirli bir hatadan dolayı suçlanmaları son derece yanlıştır. Allah Kuran&#8217;da &#8220;onların hepsi bir değildir&#8221; buyurarak, Yahudiler içinde de samimi olarak Allah&#8217;a iman eden ve O&#8217;nun emirlerini tutan insanlar bulunduğunu bildirmektedir:</p>
<p>Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli&#8217;nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah&#8217;ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.</p>
<p>Bunlar, Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.</p>
<p>Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir. (Ali İmran Suresi, 113-114)</p>
<p>Eğer bir kısım Yahudiler Siyonist hedefler peşinde koşarak Müslümanlara ve veya suçsuz insanlara zulmetmeye kalkarlarsa, elbette her Müslüman bu tehdide karşı fikren tavır alacaktır. Ancak bu gibi saldırgan ve çatışmacı fikirlerden uzak duran, Allah&#8217;a samimi olarak inanan Yahudiler, Müslümanlar için birer emanettir. Onları huzur ve güzen içinde yaşatmak, her türlü tehlike ve tedirginlikten korumak Müslümanlar için dini bir görevdir. Yahudilerin tarihte çok defalar olduğu gibi, sırf inançları veya soyları nedeniyle hedef alınmaları, medeni haklardan yoksun tutulmaları, isimlerini açıklamaktan bile endişe edecekleri bir baskı ve korku içinde yaşamak zorunda bırakılmaları, gettolara, korkunç toplama kamplarına hapsedilmeleri büyük bir zulümdür. Bir Müslüman bu gibi zulümleri asla tasvip etmediği gibi, bunları engellemek için de vargücüyle çalışmalıdır.</p>
<p>Allah &#8220;Kitap Ehli&#8221;nin var olduğunu bize Kuran&#8217;da bildirmiş, hangi konularda yanılgılar içinde olduklarını açıklamış, ama bununla birlikte onlara karşı iyilik ve adaletle davranmamızı emretmiştir. Bir ayette, Kitap Ehli&#8217;ne karşı şöyle dememizi emreder:</p>
<p>&#8220;Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O&#8217;na teslim olmuşuz.&#8221; (Ankebut Suresi, 46) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-yahudilerle-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda şeytanla ilgili ayetler</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-seytanla-ilgili-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-seytanla-ilgili-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[şeytanla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1537</guid>
		<description><![CDATA[KURAN`DA GEÇEN  ŞEYTAN İLE İLGİLİ AYETLER
Ve onlar, Süleyman&#8217;ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil&#8217;deki iki meleğe Harut&#8217;a ve Marut&#8217;a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: &#8220;Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme&#8221; demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KURAN`DA GEÇEN  ŞEYTAN İLE İLGİLİ AYETLER<br />
Ve onlar, Süleyman&#8217;ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil&#8217;deki iki meleğe Harut&#8217;a ve Marut&#8217;a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: &#8220;Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme&#8221; demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah&#8217;ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (2/102)</p>
<p>İman edenlerle karşılaştıkları zaman: &#8220;İman ettik&#8221; derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: &#8220;Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz.&#8221; (2/14)</p>
<p>Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (2/168)</p>
<p>Ey iman edenler, hepiniz topluca &#8220;barış ve güvenliğe (Silm&#8217;e, İslam&#8217;a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (2/208)</p>
<p>Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (2/268)</p>
<p>Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: &#8220;Alım-satım da ancak faiz gibidir&#8221; demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah&#8217;a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. (2/275)</p>
<p>Ve meleklere: &#8220;Adem&#8217;e secde edin&#8221; dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. (2/34)</p>
<p>Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: &#8220;Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır&#8221; dedik. (2/36)</p>
<p>İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır. (3/155)</p>
<p>İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü&#8217;minlerseniz, Ben&#8217;den korkun. (3/175)</p>
<p>Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: &#8220;Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım.&#8221; (3/36)</p>
<p>Onlar, O&#8217;nu bırakıp da (birtakım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. (4/117)<br />
Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah&#8217;a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (4/38)</p>
<p>Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut&#8217;un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. (4/60)</p>
<p>İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (4/76)</p>
<p>Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan ‘sonuç-çıkarabilenler,&#8217; onu bilirlerdi. Allah&#8217;ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (4/83)</p>
<p>Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah&#8217;ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim.&#8221; Kim Allah&#8217;ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va&#8217;detmez. (4/119-120)</p>
<p>Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah&#8217;ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (5/90-91)</p>
<p>Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (6/112)</p>
<p>Üzerinde Allah&#8217;ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk&#8217;tır (yoldan çıkıştır). Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-çağrılarda bulunurlar. Onlarla itaat ederseniz şüphesiz siz de müşriklersiniz. (6/121)</p>
<p>Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O&#8217;dur). Allah&#8217;ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. (6/142)</p>
<p>Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi. (6/43)</p>
<p>Ayetlerimiz konusunda ‘alaylı tartışmalara dalanlar:&#8217; -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma. (6/68)</p>
<p>De ki: &#8220;Bize yararı ve zararı olmayan Allah&#8217;tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: &#8220;Doğru yola, bize gel&#8221; diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?&#8221; De ki: &#8220;Hiç şüphesiz Allah&#8217;ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk.&#8221; (6/71)</p>
<p>Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu. (7/175)</p>
<p>Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: &#8220;Adem&#8217;e secde edin&#8221; dedik. Onlar da İblis&#8217;in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (Allah) Dedi: &#8220;Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?&#8221; (İblis) Dedi ki: &#8220;Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.&#8221; (Allah:) &#8220;Öyleyse ordan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin.&#8221; O da: &#8220;(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)&#8221; dedi. (Allah:) &#8220;Sen gözlenip-ertelenenlerdensin&#8221; dedi. Dedi ki: &#8220;Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.&#8221; &#8220;Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.&#8221; (Allah) Dedi: &#8220;Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım.&#8221; Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Şeytan, kendilerinden ‘örtülüp gizlenen çirkin yerlerini&#8217; açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: &#8220;Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.&#8221; Ve: &#8220;Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim&#8221; diye yemin de etti. Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: &#8220;Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?&#8221; (7/11-22)</p>
<p>Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık. (7/27)</p>
<p>Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah&#8217;ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (7/30)</p>
<p>Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah&#8217;a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah&#8217;tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah&#8217;ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Şeytan&#8217;ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar. (7/200-202)</p>
<p>Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (8/11)</p>
<p>O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: &#8220;Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım&#8221; demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o, iki topuğu üstünde geri döndü ve: &#8220;Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah&#8217;tan da korkuyorum&#8221; dedi. Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (8/48)</p>
<p>Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: &#8220;Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O&#8217;dur.&#8221; (12/100)</p>
<p>İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: &#8220;Efendinin katında beni hatırla.&#8221; Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı. (12/42)</p>
<p>(Babası) Demişti ki: &#8220;Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.&#8221; (12/5)</p>
<p>İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: &#8220;Doğrusu, Allah, size gerçek olan va&#8217;di va&#8217;detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.&#8221; (14/22)</p>
<p>Mutlaka: &#8220;Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz&#8221; diyeceklerdir. Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik. Ve onu her kovulan şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler. (15/15-18)</p>
<p>&#8220;Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.&#8221; (Allah) Dedi ki: &#8220;İşte bu, bana göre dosdoğru olan yoldur.&#8221; &#8220;Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur.&#8221; (15/40-42)</p>
<p>Andolsun Allah&#8217;a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır. (16/63)</p>
<p>Öyleyse Kur&#8217;an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah&#8217;a sığın. Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O&#8217;na (Allah&#8217;a) ortak koşanlar üzerindedir. (16/98-100)</p>
<p>Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (17/27)</p>
<p>Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. (17/53)</p>
<p>&#8220;Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun.&#8221; Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. &#8220;Benim kullarım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur.&#8221; Vekil olarak Rabbin yeter. (17/64-65)</p>
<p>(Genç-yardımcısı) Dedi ki: &#8220;Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan&#8217;dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.&#8221; (18/63)</p>
<p>Hani meleklere: &#8220;Adem&#8217;e secde edin&#8221; demiştik; İblis&#8217;in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir. Göklerin ve yerin yaratılışında da, kendi nefislerinin yaratılışında da Ben onları şahid tutmadım. Ben, saptırıcıları yardımcı-güç de edinmedim. (18/50-51)</p>
<p>Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar. (19/83)</p>
<p>&#8220;Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman&#8217;a başkaldırandır.&#8221; &#8220;Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun.&#8221; (19/44-45)</p>
<p>Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız. Sonra, her bir gruptan Rahman&#8217;a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız. Sonra biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz. Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (19/68-72)</p>
<p>Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: &#8220;Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?&#8221; (20/120)</p>
<p>Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik. (21/82)</p>
<p>İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın-kaypak şeytanının peşine düşer. Ona yazılmıştır: &#8220;Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir.&#8221; (22/3-4)</p>
<p>Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dilediğine (bir kuşku veya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Allah, şeytanın katıp-bırakmalarını giderir, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp-pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah&#8217;ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler. (22/52-53)</p>
<p>Ve de ki: &#8220;Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım.&#8221; (23/97)</p>
<p>Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah&#8217;ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir. (24/21)</p>
<p>&#8220;Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur&#8217;an&#8217;dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız&#8221; bırakandır.&#8221; (25/29)</p>
<p>Allah&#8217;ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. (25/55)</p>
<p>Onu (Kur&#8217;an&#8217;ı) şeytanlar indirmemiştir. (26/210)</p>
<p>Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, ‘gerçeği ters yüz eden,&#8217; günaha düşkün olan her yalancıya inerler. Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. (26/221-223)</p>
<p>&#8220;Onu ve kavmini, Allah&#8217;ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.&#8221; (27/24)</p>
<p>(Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) &#8220;Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkca saptırıcı bir düşmandır&#8221; dedi. (28/15)</p>
<p>Ad&#8217;ı ve Semud&#8217;u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi. (29/38)</p>
<p>Onlara; &#8220;Allah&#8217;ın indirdiklerine uyun&#8221; denildiğinde, derler ki; &#8220;Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.&#8221; Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)? (31/21)</p>
<p>Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular. (34/20)</p>
<p>Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah&#8217;ın va&#8217;di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah&#8217;ın adını kullanarak) aldatmasın. Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır. (35/5-6)</p>
<p>&#8220;Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;&#8221; (36/60)<br />
Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir. (37/65)</p>
<p>Şüphesiz biz dünya göğünü ‘çekici bir süsle&#8217;, yıldızlarla süsleyip-donattık. Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk; Ki onlar, Mele&#8217;i A&#8217;la&#8217;ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar; Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır. Ancak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen ‘yakıcı bir alev&#8217; izler (ve yok eder). (37/6-10)</p>
<p>Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. (38/37)</p>
<p>Kulumuz Eyyub&#8217;u da hatırla. Hani o: &#8220;Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu&#8221; diye Rabbine seslenmişti. (38/41)</p>
<p>Hani Rabbin meleklere: &#8220;Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım&#8221; demişti. &#8220;Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.&#8221; Meleklerin hepsi topluca secde etti; Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. (Allah) Dedi ki: &#8220;Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?&#8221; Dedi ki: &#8220;Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.&#8221; (Allah) Dedi ki: &#8220;Öyleyse ordan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın.&#8221; &#8220;Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir.&#8221; Dedi ki: &#8220;Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.&#8221; Dedi ki: &#8220;O halde, süre tanınanlardansın.&#8221; &#8220;Bilinen vaktin gününe kadar.&#8221; Dedi ki: &#8220;Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım.&#8221; &#8220;Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.&#8221; (Allah) &#8220;İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim&#8221; dedi. &#8220;Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.&#8221; (38/71-85)</p>
<p>Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah&#8217;a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (41/36)</p>
<p>Kim Rahman&#8217;ın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız&#8217;; artık bu, onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiği zaman, der ki: &#8220;Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).&#8221; (Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız. (43/36-39)</p>
<p>Şeytan sakın sizi (Allah&#8217;ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır. (43/62)</p>
<p>Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır. (47/25)</p>
<p>Şüphesiz ‘gizli toplantıların fısıldaşmaları&#8217; (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah&#8217;ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü&#8217;minler, yalnızca Allah&#8217;a tevekkül etsinler. (58/10)</p>
<p>Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah&#8217;ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (58/19)</p>
<p>Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlara acı bir azab vardır. Şeytanın durumu gibi; çünkü insana &#8220;İnkâr et&#8221; dedi, inkâr edince de: &#8220;Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan korkarım&#8221; dedi. Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur. (59/15-17)</p>
<p>Andolsun, Biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip-donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama-birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık. (67/5)</p>
<p>O (Kur&#8217;an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir. (81/25)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-seytanla-ilgili-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda cennet ve cehennem</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-cennet-ve-cehennem.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-cennet-ve-cehennem.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1535</guid>
		<description><![CDATA[Cehennem konusunda, bugüne kadar ileri sürülmüş ve günümüzde de sürülmeye devam eden pek çok Kuran dışı iddia mevcuttur. Bu iddiaların Kuran gerçeklerinden ayrıldığı hususlar, aşağıdaki beş soruya getirdikleri açıklamalar çerçevesinde toplanabilir:
- Herkes cehenneme girecek mi?
- Günahkâr Müslümanların ahiretteki hâli nice olacak?
- Cennet ve cehennem ebedî midir?
- Cehennem ebedî ama azap süreli midir?
- İyi insan olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cehennem konusunda, bugüne kadar ileri sürülmüş ve günümüzde de sürülmeye devam eden pek çok Kuran dışı iddia mevcuttur. Bu iddiaların Kuran gerçeklerinden ayrıldığı hususlar, aşağıdaki beş soruya getirdikleri açıklamalar çerçevesinde toplanabilir:<br />
- Herkes cehenneme girecek mi?<br />
- Günahkâr Müslümanların ahiretteki hâli nice olacak?<br />
- Cennet ve cehennem ebedî midir?<br />
- Cehennem ebedî ama azap süreli midir?<br />
- İyi insan olarak bilinip de Müslüman olmayan bazılarının ahirette hâli nasıl olacak?</p>
<p>Bu başlıklar altında yapılacak bir tahlil, bizim düşüncemize göre hem cehennem konusunun temel meselelerini ortaya koyacak hem de hurafelerle bulandırılmış zihinlerde gerekli temizliği yapacaktır.</p>
<p>Herkes cehenneme girecek mi?</p>
<p>Hurafelerde, imanlı imansız herkesin, hatta peygamberlerin bile önce cehenneme uğrayacağı, daha sonra cennete gideceği yolunda iddialar ortaya atılmış ve bu zuma da Meryem suresinin 71. ayeti malzeme yapılmıştır:</p>
<p>Meryem; 6872: Rabbine ant olsun ki; onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz. Sonra hepsini dizleri üzerine çökmüş hâlde CEHENNEMİN ÇEVRESİNDE hazır bulunduracağız.<br />
Sonra her gruptan, Rahmana karşı kafa tutmada daha şiddetli davrananlar kimlerse, onları ayıracağız.<br />
Elbette ki Biz, oraya girmeye kimlerin daha lâyık olduğunu herkesten iyi biliriz.<br />
İçinizden ORAYA uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbin üzerinde kesinleşmiş bir hükümdür.<br />
Sonra biz, korunup sakınanları kurtarırız. Zalimleri de ORADA dizleri üzerine çökmüş hâlde bırakacağız.</p>
<p>Görüldüğü gibi, yer aldığı pasaj bütünlüğü içinde verdiğimiz Meryem suresinin 71. ayetinden, herkesin cehenneme gireceği anlamının çıkartılması kesinlikle mümkün değildir. Çünkü 68. ayette herkesin toplanmaya gideceği yer cehennem olarak değil, cehennemin çevresi olarak bildirilmiştir. Ayrıca, herkesin diz üstünde bulundurulacağı bu yerde (cehennemin çevresinde) sadece zalimlerin bırakılacağı, müttekilerin ise oradan kurtarılacağı hususuna dikkat edilirse, konunun hiç de hurafelerde anlatıldığı gibi topluca cehenneme giriş şeklinde cereyan etmeyeceği hemen anlaşılmaktadır. Peki, ayetler bu kadar açıkken, anlamlar nasıl bu kadar çarpıtılmaktadır?<br />
Bu durumun kaynağı hiç şüphesiz ki, boş durmayan İslâm düşmanları ve Müslümanlar arasında da çok sayıda bulunan Samirilerdir. Ama bu durumun yaygınlaşmasının kabahati ise, İslâm düşmanlarının ve Samirilerin yalanlarını, Kuran ayetleriyle doğrulamadan ve akıl ile sorgulamadan kabul eden Müslümanlarda aranmalıdır.<br />
Bu konudaki sapmanın oluşmasında bize göre üç türlü gayret rol oynamıştır:<br />
- Meryem suresinin 71. ayeti, siyak ve sibakından koparılmıştır.<br />
- Ayette geçen varidüha ifadesindeki ha zamiri cehenneme irca edilmiş, yani cehennem sözcüğüne işareten gönderme yapılmıştır.<br />
- Her hurafede olduğu gibi birçok aslı astarı olmayan rivayet uydurulmak suretiyle, yukarıda söylediğimiz gayretler desteklenmiştir.</p>
<p>Oysa herkes tarafından gayet iyi bilinir ki; bir cümle, içinde bulunduğu pasajdan, paragraftan ayrı olarak değerlendirilirse pasajdaki anlam bütünlüğü bozulur ve böyle bir durumda yanlış anlaşılmalar kaçınılmaz olur. Bu kural, bütün metinler için geçerliyken ve ayetlerden yanlış manalar çıkartılmaması için özellikle Kuranda titizlikle uygulanması gerekirken ihmal ediliyorsa, bize göre bu, Müslümanların büyük bir zaafı veya birilerinin art niyetinden başka bir şey değildir.<br />
Diğer taraftan, her dil için geçerli olan ve yine herkes tarafından iyi bilinen bir kuraldır ki, bir cümlede bulunan zamirin kime dönük olduğu, yani o zamirin mercii, zamirden önce lâfzen, manen veya hükmen mezkûr olmalıdır. Bu kural doğrultusunda 71. ayette bulunan ha zamirinin mercii olarak gösterilen cehennem sözcüğü, ayette müstakil olarak değil, isim tamlaması hâlinde (muzaf, muzafün ileyh), havle cehennem (cehennemin çevresi) şeklinde yer almıştır. Bu durumda zamirin merciinin, isim tamlamasının tamamı olması mecburiyeti vardır ve dolayısıyla da zamirin mercii; cehennemin çevresidir. Başka bir ifade ile, insanların diz üstü çökmüş vaziyette hazır bulundurulacağı ve bazılarının bu durumda bırakılacağı yer, cehennem değil, cehennemin çevresidir. Fakat bu basit kuralı ihmal ederek zamirin merciini cehennem olarak gösteren tefsircilerin yapmış oldukları hatayı, aşağıdaki ayetler gün gibi ortaya çıkarmıştır:</p>
<p>Enbiya; 101, 102: Tarafımızdan kendilerine güzellik hazırlananlara gelince, bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.<br />
Onun uğultusunu duymazlar. Onlar, gönüllerinin istediği şeyler içinde sürekli yaşayacaklardır.</p>
<p>Neml; 89: İyilik ve güzellik getirene, getirdiğinden daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan güvene çıkmışlardır.</p>
<p>Herkesin cehenneme sokulması şeklinde yapılan çarpıtmalar, peygamberlerin (özellikle peygamberimizin) de cehenneme girmesi gerektiği sonucunu ortaya çıkarınca, bu uydurmacılar ne yapacaklarını iyice şaşırmışlar, hatalarından dönmek için nasıl bir çıkış yolu bulacaklarını bilememişler ve içinde bulundukları şaşkınlıkla bin bir türlü saçma sapan, mide bulandıran fikirler üretmişlerdir. Bazısı müminlerin cehenneme girmesinde hikmet aramış, bazısı ateşsiz cehennem ve yakmayan ateş icat etmiş, bazısı cehennemin içine tünel koymuş, bazısı da cehennemin üstüne köprü kurmuş olan bu kişiler, tabiî ki meseleye bir çözüm üretememişler ve işin sonunda kelimenin tam anlamıyla havlu atmışlardır.<br />
Bu konudaki rivayetler ise, meselâ İbn-i Abbastan birbirini tutmaz tam on yedi tane, peygamberimizin eşi Hafsadan yine birbirini tutmaz dört tane ve daha niceleri, değişik kitaplarda (İbn-i Kesirde hepsi mevcut) yer almıştır.<br />
Bu konuyu anlamak için, hayalî safsatalar yerine tafsilâtlı ve apaçık olan kitabımıza bakmak ve bas anıyla cennet veya cehenneme giriş arasındaki dönemi, yani mahşeri ve mahşerde yaşananları göz önünde bulundurmak yeterlidir. Çünkü konu Kuranda, insanların daha iyi anlamasını sağlamak için birçoğu temsilen canlandırılmış sahneler hâlinde pek çok ayette açıklanmıştır: Âl-i Imran; 9, Nisa; 172175, Enâm; 94, Arâf; 69, Yunus; 45, İbrahim; 49, 50, Hicr; 25, Nahl; 8489, İsra; 71, Kehf; 47, 48, 98, 99, Meryem; 6872, 9395, Ta Ha; 108, Enbiya; 101103, Sebe; 4045, Yasin; 5154, Zümer; 31, 6875, Fussılet; 1925, Duhan; 4042, Casiye; 2832, Kaf; 2035, Teğabün; 9, 10, Hakkah; 1339, Kıyamet; 1015, Mürselat; 150, Nebe; 1840, Zelzele; 6.</p>
<p>Siyak ve sibakından koparılan Meryem suresinin 71. ayetinin içinde bulunduğu paragraf (6872. ayetler), yukarıdaki ayetler ışığında değerlendirildiğinde görülmektedir ki; peygamberler de dâhil olmak üzere hiçbir insan istisna edilmeden herkes, hesap vermek için haşr mahallinde toplanacaktır. Bu toplanma, Allah tarafından hatmen makzıyyen (kesin, son, değişmez) bir karar olarak uygulanacaktır. Toplanma yeri ise havl-i cehennem (cehennemin çevresi)dir. Ama burası girilecek bir yer değil, gidilecek bir yerdir. Burası aynı zamanda, sorgu sualden sonraki ayrışmaya göre cennete veya cehenneme yapılacak sevk yeridir.</p>
<p>Herkes cehenneme girecek mi? sorusuna evet cevabı üreten uydurmacılar, bütün insanların önce dünyada işlemiş oldukları günahları sebebi ile cehenneme atılacaklarını ve orada belli bir zaman azap çektikten sonra günahlarından arınmış olarak cennete gideceklerini iddia etmişlerdir. Kurana ters ve Yahudi zihniyetine denk olan bu iddia da, maalesef dirayetsiz tefsirciler, mealciler ve kendinden öncekilerden kopya çekmeye alışmış olan (haybeci) ulema tarafından, yine aslı astarı olmayan rivayetlerle desteklenerek topluma dayatılmış ve bir inanç hâlinde yerleştirilmiştir. Oysa itikatta zanna yer yoktur. Şekk üzerine yakin bina edilemeyeceği için, Kurandan onay almayan bir fikir, itikat olarak sahiplenilmez. Nitekim cehenneme kimlerin niçin gidecekleri Kuranda açık seçik belirtilmiş ve bunlar değişik nitelikleriyle de tanıtılmıştır. Meselâ; azgınlar, zalimler, hüsrana uğrayanlar, Hakka karşı duranlar, sapık ve kâfir atalarının izinden gidenler, doğru yoldan sapanlar, sapık yalancılar, Allahın yolunu değiştirmek isteyenler, Allah yolundan men edenler, Allaha ve elçisine karşı gelenler, gönderilen kitap ve peygamberleri yalanlayanlar, Allaha karşı yalan uyduranlar, ahireti inkâr edenler, ayetleri inkâr eden ve onlara karşı büyüklük taslayanlar, ayetleri yalan yayanlar, kıyameti yalanlayanlar, cehennemi yalanlayanlar, hesap gününü inkâr edenler, hesaba çekileceğini ummayanlar, haddi aşanlar ve Rabblerine inanmayanlar, namaz kılanlardan olmayanlar, sefahate dalanlar, malın mülkün kendisini ebedî kılacağını sananlar, büyüklük taslayanlar, yalnız kendini güçlü ve değerli sananlar, yeniden dirilmeyi inkâr edenler, şirk koşanlar, putlara tapanlar, ahiret hayatından şüphe edenler, ilâhlık iddia edenler, Allaha kulluğa tenezzül etmeyenler&#038; cehenneme girecekler arasındadır. Bu listeye bakıldığında, cehenneme herkesin girmeyeceği, girecek olanların sadece kâfirler ve müşrikler olduğu hemen görülmektedir. Zaten aşağıdaki ayetler de konuyu net olarak ortaya koymaktadır:</p>
<p>Ta Ha; 48: Doğrusu bize vahyedildi ki, azap, yalanlayıp sırt çevirenindir.</p>
<p>Nahl; 27: &#8230; İşte bugün rezalet ve kötülük inkâr edenlere aittir.</p>
<p>Günahkâr Müslümanların ahiretteki hâli nice olacak?</p>
<p>Yüce Allah, tövbe etmemizi emrederek bizlere tövbe kapılarını açmış ve cahillikle günah işlemiş kimseleri affedeceğini bildirmiştir. Yani, bir adı da Tevvab (tövbeleri çokça kabul eden) olan Rabbimiz, günahkâr Müslümanları affedecek, onları cehenneme atmayacaktır:</p>
<p>Ankebut; 17: Elif, Lâm, Mim.<br />
İnsanlar, sınanmadan, yalnızca inanıyoruz demeleriyle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?<br />
Oysa Biz, hiç kuşkusuz, bunlardan öncekileri de sınamıştık. Öyleyse Allah, elbette gerçeği söyleyenleri bilir ve hiç kuşkusuz yalancıları da bilir.<br />
Yoksa kötülük yapanlar, Bizden kaçabileceklerini mi sanıyorlar? Karar verdikleri şey, ne kötüdür!<br />
Kim Allaha kavuşmayı umuyorsa, evet, Allahın belirlediği zaman yoldadır. O duyandır, bilendir.<br />
Ve kim savaşırsa, ancak kendisi için savaşır. Evet, Allah, gerçekten dünyalara karşı zengindir.<br />
Ve inanan ve iyi işler yapanlara gelince, onların kötülüklerini, elbette sileceğiz ve onlara yaptıklarının daha güzeli ile karşılık vereceğiz.</p>
<p>Günah işleyen herkesin (Müslümanlar dâhil) önce cehennemde günahlarının cezasını çekecekleri, sonra da cennete gönderilecekleri yolundaki, Kurandan onay alması mümkün olmayan rivayetler haber-i vahit türündedirler ve bu sebeple usul-u din konusunda delil sayılamazlar. Dolayısıyla, yukarıda da söylediğimiz gibi cehenneme sadece müşrikler, kâfirler girecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-cennet-ve-cehennem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kuranda cehennem ayetleri</title>
		<link>http://www.superbuldum.com/kuranda-cehennem-ayetleri.html</link>
		<comments>http://www.superbuldum.com/kuranda-cehennem-ayetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:19:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatal</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superbuldum.com/?p=1533</guid>
		<description><![CDATA[Ateş Azabı
izafet.Com &#8211; cehennem(ATEŞİN AZABI)(kuran-ı kerimden alınmıştır)
Cehennemdeki bu hayatın içinde, en büyük ve temel azap kuşkusuz ateştir. Ateşin cehennemin karakteristik özelliği olması ateşin diğer işkencelere kıyasla insanın benliğini kökünden sarsan yok eden bir unsur olmasından kaynaklanır. İnsan vücudunun en derin noktalarına, Kuran&#8217;ın tabiriyle &#8220;hücrelerine&#8221; kadar işleyen bir azaptır ateş.
İşte cehennem ehli, cehennemde &#8220;cayır cayır yanmakta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ateş Azabı<br />
izafet.Com &#8211; cehennem(ATEŞİN AZABI)(kuran-ı kerimden alınmıştır)<br />
Cehennemdeki bu hayatın içinde, en büyük ve temel azap kuşkusuz ateştir. Ateşin cehennemin karakteristik özelliği olması ateşin diğer işkencelere kıyasla insanın benliğini kökünden sarsan yok eden bir unsur olmasından kaynaklanır. İnsan vücudunun en derin noktalarına, Kuran&#8217;ın tabiriyle &#8220;hücrelerine&#8221; kadar işleyen bir azaptır ateş.</p>
<p>İşte cehennem ehli, cehennemde &#8220;cayır cayır yanmakta olan&#8221; (Mearic Suresi, 15), öfkeli, &#8220;alevleri kabardıkça kabaran&#8221; (Leyl Suresi, 14), &#8220;çılgınca yanan&#8221; (Furkan Suresi, 11) bu ateşin içine atılırlar ve çığlık çığlığa yanarlar. Bir ayette şöyle denir:</p>
<p>Kimin tartıları hafif kalırsa. Artık onun da anası (son durağı) &#8220;haviye&#8221;dir (uçurum). Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? O, kızgın bir ateştir. (Kaaria Suresi, 8-11)</p>
<p>Ayetlerden anlaşıldığına göre, ateş cehennemin her yerini kaplamıştır. Bu çukurda ateşten korunulan, ateşin erişmediği bir yer yoktur. Kafir diğer fiziksel ve ruhsal işkencelere tabi olurken de hayatının her anında ateşle muhataptır. Ateş, son derece büyüktür. Kuran, onun büyüklüğünü ve şiddetini ifade ederken, ateşin kıvılcımları için &#8220;saray&#8221; ve &#8220;deve sürüleri&#8221; benzetmelerini kullanır:</p>
<p>O gün, yalanlayanların vay haline. Kendisini yalanladığınız (azab)a gidin. Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin. Ne gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur. Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar. Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir. (Mürselat Suresi, 28-33)</p>
<p>Kafirler ateşten kaçmak, ondan kurtulmak için tüm güçlerini harcarlar. Ama kaçmalarına izin verilmez. O öyle bir ateştir ki, &#8220;yüz çevirip arkasını döneni çağırır-durur&#8221;. (Mearic Suresi, 17) Bir başka ayette ise şöyle denir:</p>
<p>Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: &#8220;Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın&#8221; denir. (Secde Suresi, 20)</p>
<p>Böyle bir ateşle yananların tahayyül edilemeyecek çığlık ve inlemeleri ortalığı kaplar. Yalnızca bu korkunç çığlık ve inlemeler bile cehennem ehli için özel bir azap kaynağıdır. Orada &#8220;kemikleri çatırdatan inlemeler vardır&#8221;. (Enbiya Suresi, 100) Bir başka ayete belirtilene göre ise, &#8220;mutsuz olanlar ateştedirler, onlar için orada (kahırla ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır&#8221;. (Hud Suresi, 106)</p>
<p>Ateş, dayanılmaz bir acıdır. İnsan bir kibrit çöpünün alevine bile parmağını bir saniye tutamaz. Korkunç bir acı duyar. Ancak bu dünyada bu ve benzeri şekillerde hissettiğimiz ateş azabı, cehennemdekinin yanında çok çok zayıftır. Çünkü insan, dünyada uzun süre yanamaz. Eğer yanan bir ateşin içine düşmüşse, 5-10 saniye içinde can verir, ateşin büyük acısını çok kısa bir anda yaşar.</p>
<p>Ancak cehennemdeki durum, çok korkunçtur, çünkü oradaki ateş insanı öldürmez, yalnızca acı çektirir. Cehennem ehli, sonsuza kadar sürecek olan bir ateşin içinde sonsuza kadar yanacaktır. Bu işlemin sonsuza kadar süreceğini bilmenin verdiği dayanılmaz bir çaresizlik, umutsuzluk ve yıkım içindedir.</p>
<p>Azabın bir başka yönü de, özel olarak yüzlerinin yakılmasıdır. İnsanı kibirlendiren, bu kibirle kendisini müstağni görmesini sağlayan vücudunun en önemli yeri yüzüdür. Çünkü yüz kişiye ayrı bir fert olma özelliği kazandırır. &#8220;Ben&#8221; diye tanımlanan varlığın en belirgin göstergesidir. Güzellik ve çirkinlik kavramlarının en yoğun olarak toplandığı bölgedir. İnsanlar, gazetelerde ya da televizyonda yüzü ileri derece yanmış birisinin görüntüsüne rastladıklarında, şiddetli bir acımayla karışık ürperti hissederler. Ardından benzer bir felakete karşı Allah&#8217;tan koruma isterler. Hiç kimse böyle bir felaketi kendisine kondurmak istemez ve zaten kısa sürede bu görüntü unutulur. Ancak inkarcıların gaflette olduğu bir şey vardır ki, o da benzer bir sona hem de akıllarının alamayacağı kadar şiddetlisine adım adım yaklaşmakta olduklarıdır. Cehennemdeki ateş insan vücudunun her noktasına büyük acılar verir. Ama insanın yüzünün yanması en acısıdır. Gözler, kulaklar, burun, dil ve derinin, yani beş duyu kaynağının aynı anda bulunduğu tek ve en önemli bölgedir yüz. İnsan yüze gelecek darbelere karşı çok hassastır, en ufak bir harekete şiddetli bir refleksle cevap verir. Cehennemde ise yüz, ateşte kızartılır, kaynar sularla haşlanır. Acının en yoğun olarak hissedildiği yere en ağır işkenceler yapılır. Ayetlerde, bu azap şöyle tasvir edilir:</p>
<p>Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: &#8220;Eyvahlar bize, keşke Allah&#8217;a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik.&#8221; (Ahzap Suresi, 66)</p>
<p>Giyimleri katrandandır, yüzlerini ateş bürümektedir. (İbrahim Suresi, 50)</p>
<p>Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler. (Müminun Suresi, 104)</p>
<p>CEHENNEMİN ODUNLARI, KAYNAR SU VE DAĞLANAN VÜCUTLAR</p>
<p>Kafirlerin cehennem ateşi içinde yanmaları anlatılırken, Kuran&#8217;da dikkat çekici bir ifade kullanılır. Buna göre, kafirler yana yana &#8220;cehennemin odunu&#8221; haline gelmişlerdir. Cehennemde ateşin kavurduğu herhangi bir nesne gibi yanmazlar. Kafirlerin kendileri ateşin özünü, yakıtını oluştururlar. Bu durum bir ayette şöyle bildirilir:</p>
<p>&#8220;Zulmedenler, ise onlar da cehennem için odun olmuşlardır&#8221;. (Cin Suresi, 15)</p>
<p>Odunun kendisi, ateşinin yakacağı herhangi bir cisimden çok daha uzun, çok daha şiddetle, için için yanar. İşte kafirler de, aynı şekilde yalanladıkları bu ateşin odunu olurlar. Ayetler de, bu gerçek şöyle haber verilmiştir:</p>
<p>Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır&#8230; (Tahrim Suresi, 6)</p>
<p>Şüphesiz inkar edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah&#8217;tan (gelecek azaba karşı) hiçbir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. (Al-i İmran Suresi, 10)</p>
<p>Gerçekten siz de, Allah&#8217;ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız. (Enbiya Suresi, 98)</p>
<p>Odun yerine geçen insanların yanında, bir de ateşi yakmak için kullanılan gerçek odunlar vardır. Ancak burada da farklı bir azap yaşanır. Dünyada iken dost, örneğin karı-koca olan inkarcılar, birbirlerinin ateşine odun taşırlar. Kuran&#8217;da, Ebu Leheb ve karısından şöyle söz edilir:</p>
<p>Ebu Leheb&#8217;in iki eli kurusun; kurudu ya.</p>
<p>Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı.</p>
<p>Alevi olan bir ateşe girecektir. Eşi de; odun hamalı (ve)</p>
<p>Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak. (Mesed Suresi, 1-5)</p>
<p>Bu, dünyadaki tüm bağların kopması demektir. Dünyada iken birbirlerini çok sevdiklerini söyleyen ve birlikte Allah&#8217;a karşı isyan eden kafirler, cehennemde birbirlerinin ateşini beslerler. Orada tam bir ihanet söz konusudur. Allah&#8217;tan başka edinmiş oldukları tüm dostlar, en yakınları, eşleri dahi birer düşman haline gelmişlerdir.</p>
<p>Canlı ve cansız odunlarla bu şekilde yanan ateş, bir de kafirleri &#8220;haşlayan&#8221; suları kaynatır.</p>
<p>İnsanın en büyük organı vücudunu çepe çevre saran, hissetmesini, zevk almasını sağlayan derisidir. Kalınlığı birkaç milimetreyi geçmez. İnsanın en çok değer verdiği yüzü, elleri, kolları, bacakları ve diğer bütün organları deri tarafından sarmalanmıştır. Ancak deri hassaslığı yüzünden en büyük acı kaynağı olabilir. Derinin en zayıf olduğu nokta ise ateşe ve kaynar sıvılara karşı olan zafiyetidir. Ateş deriyi kavurur yakar, kaynar su ise haşlar. Kaynar su insanın derisini tek bir nokta boşta bırakmaksızın çepeçevre sarar. İncecik deriyi kabartır, deri iltihapla şişer, su toplar ve patlar, böylece dayanılmaz bir azaba neden olur. Dünyadaki fiziksel güzelliği, gücü kuvveti, makamı, şöhreti, hiçbir şeyi insanı kaynar bir suya karşı dayanıklı kılmaz. Kuran&#8217;daki ifadeyle, &#8220;küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır&#8221;. (Enam Suresi, 70) Bir başka ayette de şöyle denir:</p>
<p>Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır. Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da. Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir. (Vakıa Suresi, 92-95)</p>
<p>Bir başka yerde ise, kafirlere yapılacak kaynar su azabı şöyle anlatılır:</p>
<p>Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin.</p>
<p>Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;</p>
<p>(Azabı) tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.</p>
<p>Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir. (Duhan Suresi, 47-50)</p>
<p>Bunların yanında, ateş azabının bazı farklı çeşitleri vardır. Birisi de, ateşte kızdırılan metallerle cehennem ehlinin vücutlarının dağlanmasıdır. Ancak kendilerini dağlamak için kullanılacak olan bu metaller, dünyada iken Allah&#8217;a ortak koştukları mal ve mülkleridir:</p>
<p>&#8230; Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar&#8230; Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve &#8220;İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın&#8221; (denilecek). (Tevbe Suresi, 34-35)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superbuldum.com/kuranda-cehennem-ayetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
